İsrail'in uluslararası sularda hukuk dışı şekilde alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu'nun Belçikalı aktivistlerinden oluşan ilk kafile ülkelerine döndü.
Yerel saatle 16.10'da İstanbul'dan Brüksel'e varan kafile, havalimanında aileleri ve Filistin destekçileri tarafından Filistin bayrakları ve çiçeklerle karşılandı.
"Kahramanlarımızla dayanışma" yazılı dövizler taşıyan Filistin destekçileri, "Özgür Filistin", "Tecavüzcü, katil İsrail" ve "Hepimiz Gazze'nin çocuklarıyız" sloganları attı.
- "BÖYLE ZULMÜN, BÖYLE ACIMASIZ VE SADİST İNSANLARIN VAR OLDUĞUNU HİÇ HAYAL ETMEMİŞTİM"
77 yaşındaki Belçikalı aktivist Olimpia Diez Perlines, havalimanında AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Yaşananlar bir adaletsizlik, 21. yüzyılın en büyük adaletsizliği. Esir alındığımızda tüm mahkumların çektiği acıları görebildik. İsrail hapishanelerinde 9 binden fazla Filistinli erkek, kadın ve çocuk mahkum var." dedi.
"Aşağılandık, incindik. İnsanlığın var olmadığı gerçeğini gördük." diyen Perlines, şöyle devam etti:
"En şaşırtıcı şey, genç askerleri görmek. Hepsi çok genç. Size zarar veren, sizi iten, hiçbir şeye saygı duymayan. 77 yaşında insan olarak, böyle zulmün, böyle acımasız ve sadist insanların var olduğunu hiç hayal etmemiştim. Dizlerimizin üstünde, yerde tutulduk. Bu yaşıma kadar böyle zulmün var olabileceğini hayal etmedim."
Perlines, "bir Avrupa vatandaşı" olarak kaderine terk edildiğini vurguladı ve "Peki ya hapiste olan tüm o Filistinli erkekler, kadınlar ve çocuklar? Onlar da aynı anda orada, bu zulmü yaşıyorlar." diye konuştu.
Avrupa hükümetlerini İsrail ile ticareti kesmeye çağıran Perlines, "İnsanları katleden bir ülkenin Avrupa ile ekonomik bağlarının olması utanç verici. Bu en büyük utanç." dedi.
- "ARKADAN KAUÇUK MERMİYLE VURULDUK VE BU SIRADA 'HADİ EĞLENELİM' DEDİKLERİNİ DUYDUK"
Yüzünde işkencenin izlerini taşıyan Julien Cabral isimli aktivist de çok sayıda savaş gemisiyle çok hızlı ve şiddetli şekilde durdurulduklarını belirterek yaşadıklarını şöyle anlattı:
"(Gözaltı sırasında) Bizi vurdular. Bu, dayakla vurulmak değildi. Arkadan kauçuk mermiyle vurulduk ve bu sırada 'Hadi eğlenelim' dediklerini duyduk. Sonra bana ve kaptanımıza ateş ettiler. Daha sonra hapishanede bizi dövdüler, aşağıladılar. 2 gün konteynerlerde bir hapishane gemisinde kaldık. Sonra bizi çölde bir yerdeki bir hapishaneye götürdüler. Orada da aşağılandık, dövüldük."
Avrupa Birliği vatandaşı olmasına rağmen bu muameleye maruz kaldığına dikkati çeken Cabral, Avrupa hükümetlerinin kendileri için hiçbir şey yapmadığını ve İsrail ile başta ticari olmak üzere tüm ilişkilerini sürdürmeye devam ettiğini söyledi.
- "DÖVÜLDÜK, SAATLERCE DİZLERİMİZİN ÜZERİNDE OTURTULDUK"
Isja Puissant da alıkonulma hikayelerini "Biz ilk olarak uluslararası sularda kaçırıldık, iki hafta önce birçok arkadaşım da kaçırılmıştı, bu yüzden hikayeleri zaten duymuştuk, neyle karşılaşacağımızı biliyorduk, hapishane gemilerine bindirildik. Arandık, tüm eşyalarımızı vermek zorunda kaldık." sözleriyle anlattı.
Kendisine İsrail askerleri tarafından "244" numarasının verildiğini belirten Puissant, "Dövüldük, saatlerce dizlerimizin üzerinde oturtulduk ve sonunda normalde Filistinliler için kullanılan ve şimdi uluslararası ziyaretçileri de olan Ketziot işkence hapishanesine gönderilmek üzere tüm liman yetkililerinin kontrolünden geçtik." diye konuştu.
Puissant, Avrupa hükümetlerinin yaklaşımını eleştirerek, "Oradaki köpekler Hollanda'da eğitilmişti. Tüm hapishane sistemi İngiltere tarafından inşa edildi. Saldırıya uğradık, korsanlar tarafından ele geçirildik ve neredeyse hiçbir hükümet buna tepki vermedi. Bu gerçekliğe nasıl düştüğümüzü gerçekten anlamıyorum. Hükümetler bu tür şeylere tepki vermediğinde, bu durum genişliyor ve Filistin'de neredeyse bunlar 80 yıldır yaşanıyor." tespitini yaptı.
Gözyaşlarına hakim olamayan Puissant, "Beni 48 saat içinde mahvettiler. (Filistinli mahkumlar) İnsanların bunu nasıl atlatacağını bilmiyorum. İçeride çocuklar var." dedi.
Puissant, şunları kaydetti:
"Avrupa hükümetlerinin artık İsrail ile bağları koparmak için harekete geçme zamanının geldiğini düşünüyorum. Bunu yıllardır istiyoruz. Küresel zirve filosuyla eve döndüğüme göre sonraki adımlarımızın ne olacağını göreceğiz. Ama memleketim Gent'te, İsrail ile bağları koparmak için üniversiteyi işgal ediyorlar. İnsanların harekete geçmesi iyi bir şey, ancak bu hükümetin yıllar önce kendi başına yapması gereken bir şeydi."
Gazze ablukasını kırmak ve yaşamsal insani yardım ulaştırmak üzere çıktıkları yolda, uluslararası sularda İsrail ordusunun saldırısına uğrayan Küresel Sumud Filosu'nda alıkonulan aktivistleri taşıyan THY'ye ait 3 uçak dün İstanbul Havalimanı'na inmişti.




