22 Haziran 2024 Cumartesi / 16 ZilHicce 1445

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'dan 'İmralı ile görüşme' iddiasına cevap: Açık ve net yalan

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, teröristbaşı Öcalan ile İmralı'da bir heyet üzerinden görüşme gerçekleştirildiği iddiasını yalanladı.

AA26 Nisan 2023 Çarşamba 12:08 - Güncelleme:
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'dan 'İmralı ile görüşme' iddiasına cevap: Açık ve net yalan

İbrahim Kalın, SETA Vakfında düzenlenen Türk Dış Politikasının Yüzyılı Konferansı'nın açılışında yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dile getirdiği "Türkiye ekseni" kavramının, Türkiye'nin kendi dış politikasını yerli ve milli unsurları dikkate alarak kendini dünyaya kapatmadan inşa ettiği bir perspektifi ifade ettiğini söyledi.

"Göz hizasında, hiyerarşik olmayan ilişki" istediğinde kalıplaşmış zihinlerin "Türkiye nereden çıktı? Bu tutum nereden kaynaklanıyor?" şeklinde sorgulamalar içerisine girdiklerini aktaran Kalın, "Biz eşitler arasında ilkeler temelinde hak, hukuk, karşılıklı çıkar, karşılıklı saygı temelinde bir ilişki biçimi istiyoruz. Bu ister dünyanın büyük güçleri olsun, ister orta ölçekli ülkeler olsun, ister doğu ülkeleri olsun, ister batı ülkeleri olsun bizim için fark etmez." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aslında dünya sistemine bir ayna tuttuğunu ve o sistemin çarpıklıklarını karşı tarafa yansıttığını anlatan Kalın, "Aynada kendi suretini gören ve bundan memnun olmayanlar kendilerini düzeltmek yerine aynayı tutana taş atmayı tercih ediyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin tarihi birikiminin kendini hissettirdiği coğrafyaların Türkiye için büyük bir stratejik avantaja dönüştüğünü vurgulayan Kalın, Balkanlar'da, Kafkaslar'da Orta Doğu'da bir sorun olduğunda herkesin doğal olarak döndüğü tarafın Türkiye ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderlik diplomasisi olduğunu belirtti.

İbrahim Kalın, Karabağ Zaferi ve Libya'yla yapılan anlaşmalar gibi örneklerin yanında bu kararlı iradeyi, Suriye ve Irak'a yapılan terörle mücadele operasyonlarında da çok açık ve net bir şekilde ortaya koyduklarını kaydetti.

"Hangi bayrağın, hangi flamanın, hangi ismin altına saklanırsa saklansınlar PKK, PYD, YPG ve FETÖ ve benzeri örgütler, bizim için dünyanın her yerinde açık ve meşru hedeftir." diyen Kalın, bu örgütlerle mücadeleden asla geri adım atmayacaklarını vurguladı.

Savunma sanayi alanındaki kazanımların da modern savunma tekniklerinin konseptinin seyrini değiştirdiğini ifade eden Kalın, "Bugün Türk SİHA'ları dünyanın her yerinde en çok aranan, işlenen, sınır güvenliğini sağlayan araçlar haline gelmiştir. TCG Anadolu gemisiyle de gerçekten artık savunma sanayinde yeni bir sayfa da açmış olduk." dedi.

- "SAVAŞ ANCAK VE ANCAK RUSYA'YLA BATI ARASINDA YENİ BİR BÜYÜK ANLAŞMA YAPILMASI SURETİYLE SONA ERECEK"

Erdoğan'ın liderliğinde Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sonlandırılması için birçok girişim yapıldığını ifade eden Kalın, bu alanda çalışmalara yoğun bir şekilde devam edeceklerini söyledi.

İbrahim Kalın, Akkuyu Nükleer Güç Santrali Açılış Programı'nın yarın yapılacağını hatırlatarak, "Törenden hemen önce Cumhurbaşkanı'mızın Sayın Putin'le bir telefon görüşmesi olacak. O telefon görüşmesinde, hem ikili ilişkilerimizi tabii ki hem enerji işbirliğimizi ama aynı zamanda Ukrayna Savaşı'nın bundan sonraki seyriyle ilgili yapabilecekleri de ele alacağız." diye konuştu.

Dünyaya ve özellikle Batı dünyasına çağrıda bulunan Kalın, şöyle devam etti:

"Gelin, Ukrayna savaşını sona erdirmek için bütün imkan ve kabiliyetlerimizi harekete geçirelim. Bu savaşın uzatılması, yayılması, derinleşmesi sadece küresel felakete yol açacaktır. Savaşı önlemek için barışa ve müzakerelere, diplomasiye imkan tanımak için gelin bütün gücümüzü birleştirelim. Savaşa değil, barışa odaklanmış bir perspektifle tarafları bir araya getirmeye çalışalım."

Kalın, iki tarafla konuşarak netice alabilen Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bundan sonra da rol almaya hazır olduğuna işaret etti.

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sadece iki devlet arasında devam eden bir çatışma olmadığını, Rusya ile Batı arasında yeni bir denge arayışının, yeni bir müzakere zemini arayışının yansıması olduğunu belirten Kalın, "Bu savaş kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde ancak ve ancak Rusya'yla Batı arasında yeni bir büyük anlaşma yapılması suretiyle sona erecektir." dedi.

Kalın on binlerce insanın daha ölmesini beklemeye tahammülün bulunmadığının altını çizerek, "Bu savaşı böyle sürdürmek yerine gelin üç yıl, beş yıl barış müzakereleri üzerinde çalışalım, çatışmaları durduralım, donduralım. Mevcut hali üzerinden müzakere zeminini nasıl oluşturabiliriz, bunun üzerine odaklanalım." ifadelerini kullandı.

- "AZERBAYCAN'LA ERMENİSTAN ARASINDAKİ BARIŞ MÜZAKERELERİNİ BUNDAN SONRA DA DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

Kalın, Ermenistan'la bir normalleşme sürecini başlattıklarını belirterek, "Azerbaycan'ın Ermenistan'la ve Ermenistan'ın Azerbaycan'la kalıcı bir barış anlaşması imzalaması, iki tarafın da lehine olacaktır. Ama daha da fazla Ermenistan'ı ekonomik olarak rahatlatacak, nefes aldıracaktır. Bu bizimle ilişkilerine de olumlu yansıyacaktır ve Ermenistan ve Ermeni halkı da bundan faydalanacak ve kazanan taraf olacaktır. Biz bu yüzden de hem Türkiye-Ermenistan arasındaki normalleşme sürecini hem de Azerbaycan'la Ermenistan arasındaki barış müzakerelerini bundan sonra da desteklemeye devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye ekseni"ne ilişkin ise "Biz Batı merkezci, Avrupa merkezci paradigmayı eleştirirken bunun yerine gelelim Rus merkezci, Çin merkezci başka bir paradigma kuralım demiyoruz. Tam tersine herkesin eşit aktör olarak içinde yer aldığı, bu küresel güvenlik mimarisi içinde kendini güvende hissettiği ortak ve paydaş olduğu eşitler arası bir ilişki temelinde adalete dayalı bir yeni küresel düzen kuralım diyoruz. " diye konuştu.

- "BÖYLE BİR GÖRÜŞME SÖZ KONUSU OLMAMIŞTIR"

Kalın, konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.

"Son bir iki gündür iktidarın seçimden önce İmralı'yla bir görüşme yaptığına yönelik bazı iddialar ortaya atıldı. Bu konuda bir açıklık getirir misiniz?" şeklindeki soru üzerine Kalın, bu iddianın dün ortaya atıldığını belirterek, şunları kaydetti:

"Açık ve net bir şekilde bunun bir yalan olduğunu, gerçekle, hakikatle hiçbir ilgisinin olmadığını ifade etmek isterim. Bunlar seçim döneminde belli çevrelerin kendilerine siyasi prim elde etmek için ortaya attığı iddialardır. Kendileri sıkıştıkları için bu konuyu tekrar gündeme getirerek sanki böyle bir şey olmuş gibi bir iddia ortaya atarak güya hükümeti, Cumhurbaşkanı'mızı zor duruma düşürmeye çalışıyorlar. Ama buradan bir netice almaları mümkün değil. Böyle bir görüşme söz konusu olmamıştır. Bu tamamen bunu dile getiren tarafların, partinin, kendi siyasi gündemini empoze etmek ve Cumhurbaşkanı'mızın yürüttüğü son derece başarılı, etkili kampanya çalışmalarına gölge düşürmek için ortaya attığı bir iddiadır. Yalandır, aslı astarı yoktur, gerçekle bir ilgisi yoktur.

Kendilerini Türkiye Cumhuriyeti'nin Kürt vatandaşlarının temsilcisi gibi göstermeye çalışanların asıl amacının ve derdinin PKK terör örgütünü meşrulaştırmak olduğunu, terörü romantize ederek, estetize ederek şiddeti, dehşeti ortadan kaldırmaya yahut insanların gözlerini boyamaya çalıştıklarını da açıkça ifade etmek isterim. Biz bunları geçmişte de çok gördük. Bunların hiçbir tutarlı tarafı, hakikatle ilgisi yoktur."

Kalın, Türk Devletleri Teşkilatının çalışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunduğu konuşmasında, Türk dünyasının aynı zamanda dünya enerji rezervlerinin de bulunduğu son derece önemli bir coğrafya olduğunu anlattı.

"Önümüzdeki 5-10 yıllık bir perspektifle baktığımız zaman Türk dünyasının, Orta Doğu'dan sonra dünya enerji haritasında son derece merkezi bir rol oynaması işten bile değildir." diyen Kalın, bunun altyapısı ve zemini oluşturulduğu zaman Türkmen gazının da dünya enerji piyasalarında kritik rol oynayan bir aktör haline geleceğini söyledi.

- "SUDAN'DA İKİ TARAFIN TÜRKİYE'YE VE CUMHURBAŞKANI'MIZA GÜVENİ TAM"

Sudan'daki gelişmelerin büyük endişe kaynağı olduğunu, aynı şekilde Tunus'ta yaşananları da büyük bir endişe ve üzüntüyle takip ettiklerini belirten Kalın, geçen hafta özellikle bu konuda bir dizi girişimde bulunduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Sudan için telefon diplomasisi gerçekleştirdiğini ifade eden Kalın, "İki tarafın da Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı'mıza güveni tam. Yani onlar, biz Türkiye'nin öncülüğünde, arabuluculuğunda bu sorunumuzu çözmek için bir süreç başlatmak isteriz ama maalesef çatışmalara devam ettiler. Yeniden bir ateşkes ilan edildi. Umarım bu sefer geçerli olur ama maalesef yüzlerce insan da hayatını kaybetti. Biz Sudan'a barış ve istikrarını sağlaması için her türlü desteği bundan sonra vermeye devam edeceğiz. Bize düşen bir rol olursa tarafları bir araya getirmeye, ara buluculuk yapma, müzakere yapma, kolaylaştırıcı bir rol oynama hangi biçimde, şekilde olursa olsun önemli değil bir rol oynamaya biz hazır olduğumuzu ifade ediyoruz." diye konuştu.

Akkuyu'da ilk defa nükleer santrale nükleer yakıt alma töreninin yapılmasına ilişkin Kalın, "Bu şu demek, Atom Enerjisi Başkanlığı yarın bu yakıt nakli tamamlandığı anda Akkuyu Nükleer Santrali'ne nükleer site statüsü verecek. Bu bizim enerji tarihimizde ve nükleer enerji tarihimizde çok önemli bir dönüm noktasıdır. Yani resmen Türkiye bir nükleer enerji üreten ülkeler sınıfına girmiş olacak ve zannediyorum 6-8 aylık gibi bir süre içerisinde de fiilen elektrik üretimine başlayacak ilk reaktör." dedi.

İbrahim Kalın, rüzgar, güneş ve diğer enerji türleri de eklendiğinde Türkiye'nin enerjide önemli bir aktör haline gelmeye başladığını vurguladı.

- "HİÇBİR ÖN ŞARTI KABUL ETMİYORUZ"

Kalın, konferansın ardından basın mensuplarının, Moskova'da gerçekleştirilen Türkiye-Rusya-Suriye-İran dörtlü toplantısının ardından bir sonraki adımın ne olacağına ilişkin sorusu üzerine, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Önümüzde bir seçim var artık bir sonraki toplantı seçimden sonra yapılır. Tarih üzerine arkadaşlarımız çalışıyorlar. Dün Savunma Bakanı'mız ve İstihbarat Başkanı'mız, bu yürüyen süreci devam mahiyetinde görüşmeler yaptılar. Biz baştan beri birkaç konunun altını çizdik. Birincisi terörle mücadele bağlamında Türkiye'nin sınır güvenliğinin sağlanması ve oradaki terör unsurlarına imkan verilmemesi. İkincisi mültecilerin evlerine güvenli bir şekilde dönmelerinin sağlanması. Üçüncüsü ikili ilişkileri farklı alanlarda geliştirebileceğimiz insani yardımlar da dahil bunları sürdürmektir. Bunlarla ilgili güzel görüşmeler yaptılar. Süreç devam edecek. Bugünden yarına neticelenmesi çok kolay bir şey değil. Seçimden sonra yeni toplantılar olur inşallah."

Kalın, bu konuda hiçbir ön şartı kabul etmediklerini belirterek, "Müzakerelerin devam etmesi için ön şartsız bir şekilde bu toplantıların devam etmesi gerekiyor. Biz hem sınır güvenliğimizi hem mültecilerin can, mal güvenliğini sağlamak konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Umarım süreç bundan sonra da olumlu bir şekilde ilerler." dedi.

- "KÜRESEL AKTÖR OLARAK TÜRKİYE'NİN YAPTIĞI ÇOK ÖNEMLİ"

SETA Başkanı Burhanettin Duran da, ABD, Çin ve AB gibi büyük güçlerin ortaya nasıl bir dünya koyduklarının önemli olduğunu ancak yeni yükselen bölgesel güçlerin hem küresel hem de kendi çevrelerindeki bölge siyasetlerini etkilediklerini ifade etti.

Duran, "Kuşkusuz bu bölgesel güçlerden küresel aktörlük rolünde olan ülkelerden birisi olarak Türkiye'nin ne yaptığı çok önemlidir." dedi.

Yeni dünyanın artık çeşitli eksenler etrafında oluştuğunu anlatan Duran, şunları kaydetti:

"Bütün bu perspektif içinde Türkiye'nin bölgesel normalleşmeye katkı sağladığı gibi küresel düzene de katkı sağlama iddiası ortaya çıkmaktadır. Özellikle son 5-6 yılda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM üzerinden yaptığı eleştirilerin, sadece bir eleştiri değil bölgesel normalleşme ve küresel insani meselelerde çok taraflı bir diplomasiyle rol aldığını görüyoruz. Türkiye ekseni çerçevesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önümüzdeki 5 yıla dair yapacaklarını bir beyanname ile yayınladığını ve şu hedefleri koyduğunu görüyoruz, 'etrafımızda kendi komşularımızla ve yakın bölgelerle bir istikrar, işbirliği, barış koridoru oluşturmak, kıtasal açılımlara devam etmek ve daha adil bir uluslararası düzenin oluşmasına katkı sağlamak'. Bu çerçevenin, Türkiye'yi küresel aktörlüğünün daha etkili olduğu bir yere taşıma iddiasında olduğunu görüyoruz."