Bir dönem muhalefet medyası Türkiye'yi hedef alan "Dış mihraklar"ın saldırılarını anlattığımızda anlatılanları itibarsızlaştırmak için "Dış minnaklar" diye yazıp, çiziyor, söylemlerine bu ifadeyi taşıyordu...

Zira muhalif zihinlere göre Türkiye'nin yaşadığı zorluk ve sıkıntılarda "Dış minnaklar"ın hiçbir etkisi yoktu.
Ve tamamen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın basiretsiz politikaları Türkiye'yi kaosa sürüklüyordu...
Şimdi bu zihniyeti o "Dış minnaklar" ile tanıştırmanın tam zamanı...
Zira Siyonizm'in vücut bulmuş hali olan Dünya Yahudi Kongresi Başkanı Ronald Lauder, katıldığı bir etkinlikte itiraf gibi açıklamalar yaptı... Avrupa'da Türklerin engellenmesi için ortaya koyduğu çabaları anlattı... "Ama başarısız olduk" itirafında bulundu...
Önce ifadesini sizinle paylaşayım sonra devam edelim...
"Helmut Kohl ile bir toplantım oldu ve bana Almanya'nın geleceğinin Türklere ve Türkleri geri tutmaya bağlı olduğunu söyledi. Bunu Şansölye Merkel'e anlattım ve beni dinlemedi. Ve bugün sonuçları görüyoruz."
Şimdi Siyonistbaşı'nın bu itiraf gibi açıklamasını Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Davos'ta "One minute" çıkışından sonra Türkiye'nin yaşadığı çalkantılı dönemlerle birlikte okumaya çalışalım...
Savunma sanayisine yönelik açık örtülü ambargolar, TOGG projesinin 7 yıl akamete uğratılması, Türkiye'ye yönelik sistemli saldırılar...
Gezi Kışkırtması'ndan, 15 Temmuz darbe girişimine kadar geçen süreci bir film şeridi gibi gözünüzün önünden geçirin... Ne diyordu FETÖ elebaşı Fetullah Gülen "Güneydeki sevdiğimiz ülke"...
Bu yüzden yaşadığımız coğrafyadaki tüm gelişmelerin aynı zamanda Tel Aviv merkezli yansımaları olduğunu da unutmayın. Örneğin parasını verdiğimiz halde Alman Siemens firmasının Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nde kullanılacak parçaları vermemesi de bu yüzden, Türkiye'nin S400 bahanesiyle F35 projesinden dışlanması da... Neyse konuyu dağıtmayalım...
Zira amacım bir geçmiş hatırlatması değil, cari tehditlere dikkat çekmek... CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı son açıklamayı tekrar hatırlayalım. Ne demişti Kılıçdaroğlu; "Benim bu millete, bu aziz millete, bu cefakâr örgüte bir özür borcum var. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum."
Kılıçdaroğlu, Özel-İmamoğlu ikilisi ve hançerleyenleri işaret ediyor muhtemelen ama tam olarak bilmek mümkün değil elbette...
Bu yüzden CHP'de kim FETÖ'cü, kim sırtını FETÖ'ye yaslayarak yükseldi, siyaset yaptı sorusunun cevabını herkes kendisi arasın...
Bu açıdan Özel'in paralel yapı taktikleri, hukuk tanımaz tavrının takdirini de millet yapar elbette...
Zira Kılıçdaroğlu'na rağmen korsan grup toplantısı yapan, "Paralel MYK" yapılanmasına giden, hukukun sürekli arkasından dolaşan, Anıtkabir'de unvan gaspı ve şov yapan birçok Özel bir zihniyet var karşımızda... Tabii bunu söylerken, Kılıçdaroğlu'nun 2023 seçiminde KHK ile devlet kadrolarından atılan tüm FETÖ'cüleri göreve iade etme vaadini de unutmamak lazım...
Ya da Biden yönetiminin "Erdoğan'ı bu kez darbeyle değil Türkiye'deki dostlarımızla devireceğiz" sözünü de...
Burada mesele sadece CHP'dekilerin yeni nesil kayıkçı kavgası olsa biz uzaktan izlemekle yetineceğiz, ancak bu kadroların devleti, milleti yönetmeye talip olduğunu unutmayın...
Zira herkesin oyu aynı zamanda çocuklarımızın, torunlarımızın kutsal birer emaneti...
Yazıyı yine Siyonistbaşı Lauder'in fişleme mesajıyla bitirelim:
"İsrail'i eleştirenleri takip etmek için milyarlarca dolarımız var, Gazze'deki aç çocukların o yalanları füzelerden daha tehlikeli. MOSSAD'ı kullanarak bu yalanları yayınlayan herkesin peşine düşmeliyiz, kimse güvende kalmamalı."
Karşımızda insanları fişleyen, MOSSAD ile tehdit eden, etkisiz hale getirmek için uygun zamanı kollayan kökten dinci çok sinsi bir yapı var...
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İstanbul'un fethi kutlamalarında "İstanbul Türk'tür, Müslümandır; Allah'ın izniyle kıyamete kadar da Türk ve Müslüman olarak kalacaktır" mesajı durup dururken verilmiş hamaset olsun diye söylenmiş sözler değildir.
Bu yüzden uyursak ölürüz...

HANÇERLEYEREK AYRILMAK
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'nin içinden geçtiği süreci "Koltuk kavgası" olarak nitelendirdi. "Rabbim bu ülkeyi daha kendi iç sorunlarını çözemeyen bu kadroların eline bırakmasın" diye duasını paylaştı. Meselenin iki boyutu var. Birincisi sürekli birbirini hançerlemeyi alışkanlık haline getirmiş, dün kahraman dediğini bugün hain ilan eden bir siyasi dava olabilir mi? Siyasi söylem, eylem ve kullanılan dilin bir kalitesi olması gerekmez mi?
İkincisiyse Özel-İmamoğlu ikilisi ve ekibinin karanlık zihniyeti...
Zira CHP'yi ele geçirme planı tutmazsa hançerleyerek çekilelim anlayışı nasıl bir siyasal düşünce yapısı olabilir...
CHP benim olmayacaksa kan kaybından ölsün...
Ben yeni parti kurayım, CHP'de kalanlar da siyasi mevta olsun diye siyaset yapılabilir mi?
CHP'de şu an strateji tam olarak böyle görünüyor...
Özel-İmamoğlu ikilisi kanlı bir vuruşmayla Kılıçdaroğlu ile hesaplaşmanın peşinde... Düne kadar "Atatürk'ün partisi" diye söylem tutturduklarını unutmuşlar gibi Atatürk'ün partisini tarihin karanlığına gömmeye hazırlar. Tek kaygıları ömrü altı okun altında geçmiş olanları kurulacak yeni partiye taşıyamama kaygısı...
Bu süreçte CHP medyası veriyor gazı veriyor gazı daha adı bile belli olmayan yeni partinin yüzde 30'a yakın oy potansiyeli olduğunu söylüyorlar... Ekranlardan Özgür Özel için "Düne kadar İmamoğlu'nun gölgesindeydi. Ama bugün yeni bir lider doğdu" güzellemeleri yapıyorlar. Hatta gaza gelip Kıbrıs fatihi rahmetli Bülent Ecevit'e benzetenler dahi var.
Oysa Ecevit, rahmetli Erbakan'la birlikte Kıbrıs Barış Harekatı'nı ABD ve Batı'ya rağmen yaptı. "Tam bağımsız Türkiye" hayaliyle yaşayan iki isimdi... Oysa Özel bulduğu her platformda Türkiye'yi şikayet eden, İngiltere'ye BBC üstünden "Terk edilmiş hissediyoruz" diye yalvarır gibi röportaj veren bir isim... Avrupa'da kendisini ciddiye alıp "Yüz yüze beş dakika görüşme yapmıyorlar" diye sızlanan ta kendisi... Peşinden gittiği İmamoğlu'nun o dönem ABD Büyükelçisi'nin karşısına iki büklüm "I am okay" pozları hafızalarda bu yüzden CHP medyası yine hayal dünyasında... CHP'den ayrılıp DSP'yi kuran Ecevit'in pozlarını verip, şapka takmakla bu işler olmuyor... Özel'i de CHP'den kopması durumunda derin bir hayal kırıklığı bekliyor. Zira eskilerin deyimiyle "Taş yerinde ağırdır" ve siyasette 24 saat bile çok uzun bir zamandır. Hele ki Türkiye'nin seçim atmosferine girmesi ve Kılıçdaroğlu'nun milletvekili listesi yazmaya başlaması durumunda neler olacağını varın siz hesaplayın, daha düne kadar "Mutlak butlan" kararını eleştirenlerin Kılıçdaroğlu'nun MYK listesine girmesi belki okumak isteyenler için bir işaret olabilir...

YİNE, YENİ, YENİDEN SAVAŞ
İsrail sabotajlarını sürdürüyor. Lübnan'ı Gazzeleştirme sürecini adım adım ilerletiyor. Girdiği her yeri dümdüz ediyor. Tarihi yapıları bombalıyor. Kiliselere saldırıyor. İnsanları katlediyor.
Durum öylesine vahim ki, Trump'ın dizginleyemediği Netahyahu'ya küfür ettiği, "Ben olmasam hapisteydin" diye tehdit ettiği bilgisi medyaya sızdırılıyor. Hedef belli Büyük İsrail Hezeyanı'nın peşinden giden bu köktendinci yapı bölgemizi kana bulamaya devam edecek... İran'a yönelik son saldırılarda bunun bir işareti... İran'ın, Bahreyn, BAE, Kuveyt ve Irak'taki ABD üslerine yönelik misillemeleri de bu ateşkes sürecinde tahkimatı yaptığının bir işareti... Özetle söylemeye çalıştığım şu; Bölgemizde bir türbülans dönemindeyiz ve herkesin düşmemek için sıkı tutunmasında fayda var...
Ve bu türbülans döneminde kendi adıma bir kez daha "İyi ki Erdoğan var" diyorum... Düşünsenize şu anda ülkeyi Kılıçdaroğlu, Yavaş, İmamoğlu ve 7 Cumhurbaşkanı yardımcısının yönettiğini, eski koalisyon dönemleri gibi herkesin ülke için değil kendi ajandası için siyaset ürettiğini... CHP'li Adnan Beker'in deyimiyle 2023 seçiminde ülkemizi önce Allah sonra millet korudu... Kim ne derse desin benim gözümden tablo bu...
Ve her zaman olduğu gibi takdir milletin elbette...