1973 yılında mesleğe memleketim Tokat'ta Türkçesi dergisi temsilciliği ile başladım. Sonra Selahaddin Eş ağabeyin yayınladığı Hicret dergisinin Medine-i Münevvere temsilciliğini yaptım. 1987 yılında Milli Gazete'de yazarlığa başladım. Aynı yıllarda mevsimlik İslami Edebiyat dergisinin sahipliğini ve yazı işleri müdürlüğünü yaptım. 1990-2000 yılları arasında haftalık Yörünge dergisinin ve aylık aile dergisi Sena'nın sahipliğini ve yayın yönetmenliğini yaptım. 2014 yılına kadar Yeni Şafak'ta 2015'ten buyana da Star'da yazıyorum. Milletvekili olduğum dönemde yenilenen basın yasasının tüm maddeleri üzerinde çalıştım. Gazeteciliğin her kademesinin ve boyutlarının inceliklerine vâkıfım.
Şunu söyleyeyim ki ben hiç tarafsız olmadım.
Medyada tarafsız gazeteci yoktur.
Taraf tutmak normaldir. Anormal olan basın ahlakını ihlal etmek ve adaletsiz davranmaktır.
Yörünge'de yüzlerce haber yaptık, birçok kişinin aleyhinde yazılar da yayınladık.
Hakkında haber yayınlayacağımız kişi ve kurumların mutlaka görüşünü alarak gazetecilik yaptık ve hiçbir haberimiz tekzip edilmedi. Çünkü tüm muhalif görüşlere yer verdiğimiz için aleyhinde haber yapılanlar tekzip etme ihtiyacı duymadılar.
Yargılandık ceza aldık dergimiz toplatıldı ama namuslu habercilikten asla taviz vermedik.
Bu girişi yapma ihtiyacı hissettim çünkü hafta başında muhalif internet medyasında benim hakkımda, "AKP'li eski milletvekilinin evine haciz memuru gitti!" şeklinde asılsız bir haber yayınlandı. Manşete ismim yazıldı resmim kondu, özgeçmişim yayınlandı.
Birinin evine haciz memurunun gelmesi demek o kişinin borçlu olduğu ve borcunu ödemediği anlamına gelir.
Benim kimseye borcum yok ki haciz memuru gelsin. Geliyorsa orada bir bit yeniği var demektir.
Tekrar söyleyeyim ki, benim kimseye borcum yok ve evime de haciz memuru gelmedi!
Ama haberi yaptıran ezikler mahallemizin eski mensupları oldukları ve AK Parti'den nefret ettikleri için, muhalif medyanın üstüne atlayacağı bir muhtevayı yani benim AK Parti milletvekilliğimi öne çıkartarak güya bana ve partime kara sürmeye çalıştılar!
Akçalı işlerden ne kadar uzak durduğumu camiamızda beni tanıyanlar çok iyi bilir!
Haberi yaptıranların kötü niyetini biliyoruz, çünkü böyle bir haber yaptırma tehdidinde bulunmuşlardı.
Tamam, kötü niyetliler böyle şeyler düşünebilirler onları anlamaya çalışırız ama gazeteci haber yapacağı zaman adı geçen isim ve kurumlara konuyu sorar, araştırır, iddiaların cevabını alır ve öyle haber yapar.
Gazetecilik ahlakı bunu gerektirir.
Ben medyada ve kamuoyunda tanınan biriyim, çok kolay ulaşabilirlerdi. Aramadılar çünkü mesele hukuken benimle ilgisi olmayan icra dosyasından ziyade AK Parti vurgusu yapılarak beni ve partimi karalamaktı!
Mesele mahdumun ticari anlaşmazlığıyla ilgili bir mesele, ama hukuken muhatap ben değilim.
Buna rağmen konunun muhatabı haline getirilen şahsıma sormadan, "AKP'li eski milletvekilinin evine haciz memuru gitti!" şeklinde manşet atmak gazetecilik değil yalancılıktır, ahlaksızlıktır, tetikçiliktir, itibar suikastıdır.
Maalesef Medyaradar, Oda TV, Sözcü ve diğer bazı önemsiz internet sitelerinde 11 Mart 2026 tarihinde böyle bir itibar suikastı yapıldı.
Haberdeki icra dosyasıyla hukuken ilgim olmadığından İstanbul Anadolu 14.İcra dairesine yaptığımız itiraz üzerine haksız itham içeren haciz ihbarnamesi 2025/19188 sayılı karar ile iptal edildi.
Söz konusu yalan içeren haberde, alacaklının ismi bile yazılmazken, AK Parti milletvekili olduğum öne çıkartılarak beni ve partimi mahkûm etme dili kullanılmış alacaklının değil benim özgeçmişim öne çıkarılmış dolayısıyla haber icra dosyası haberinden siyasi intikam haberine dönüşmüştür.
Bu tetikçilik kokan haberler için Oda TV'ye, Medyaradar'a ve Sözcü'ye açıklama gönderdim; açıklamayı kırparak yayınladılar.
Gerçi biz mahallesini değiştiren eziklerin seküler kesime şirin görünmek için özellikle iktidar partisi aleyhine bu tür malzemeler üretmelerine alıştık ama sessiz kalacak da değiliz.
Medyada çıkan haberler üzerine dostlarım arayarak durumu sordukları için hem konuya açıklık getirmek hem de meselenin partiyle alakasının olmadığını vurgulamak amacıyla bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim.
Partiyi karıştırmasalardı böyle bir yazıyı kaleme almazdım.
Tekrar ediyorum benim kimseye borcum yok ve evime kesinlikle haciz memuru da gelmedi.
İddialarına delil olsun diye11 Mart'ta yaptırdıkları haber yayınlanmadan bir gün önce yani 10 Mart'ta alacaklının adresi yerine benim adresimi yazarak bir icra talebinde bulunduklarına muttali olduk. Bu şark kurnazlığına karşı da gereken itiraz ve şikâyetler yapıldı.
Hakkımda yalan haber yapan muhabir ve yayınlayan site hakkında ve haksız ithamlarda bulunan avukat hakkında, avukatlarım hukuki ve cezai davalar açmaktadır. Ayrıca avukat hakkında da baro şikâyeti sürecini başlatmışlardır.
Konunun özü budur dostlar.
Meselenin partiyle alakası yoktur.
Evime haciz memuru geldiği koca bir yalandır!
Davayla hukuken ilgisi bulunmayan üçüncü bir şahsı ve siyasi kimliğini öne çıkartarak haber yapmak gazetecilik değil tetikçiliktir.
Tetikçilik aşağılık bir meslektir!