PKK'nın Suriye kolu PYD/YPG 10 Mart mutabakatını uyguladığı takdirde çok şey kazanacaktı.
Ama uygulamak bir yana aykırı tavır takındığı için her şeyi kaybetti.
Kaybettiği ilk şey de kamuoyuna pompalanan itibarı, gücü ve Siyonist emperyalist dış desteği oldu!
İtibarı çok yüksekti, öyle ki PKK uzantısı bu grubu Türkiye'deki ana muhalefet lideri, 'Topraklarını savunan kahramanlar' olarak görüyordu.
Seküler kesimden birileri PYD/YPG'yi kastederek 'Sınırımızda İslamcılar olacağına laik PYD'yi tercih ederiz.' diyorlardı.
Coğrafyayı tanımayan, dengeleri ve oradaki toplumun hassasiyetlerini bilmeyenler, PKK'lılar ve yandaşlarının kulaklarına fısıldadığı çakma bilgileri gerçek zannederek Türk hükümetini ikaz ediyorlardı.
Hatırlayın Türk ordusu Afrin'e düzenlediği operasyonda dönemin CHP Genel Başkan yardımcısı, 'Aman ordumuz Afrin'e girmesin orası başka yere benzemez!' diyerek güya uyarıda bulunuyor, CHP Genel Başkanı da onun bu bilgisizliğini hakikat zannederek o da, 'Aman ordumuz Afrin'e girmesin Mehmetçiğin burnu kanamasın.!' kabilinden uyarılar yapıyorlardı.
Ne oldu?
Afrin'deki PKK teröristleri askerimizin karşısına bile çıkma cesareti gösteremeden kaçıp gittiler!
Mevcut CHP Genel Başkanı da Esed'in Rusya'ya kaçtığı günlerde Türkiye'ye Esed'le görüşme tavsiyesinde bulunmuyor muydu?!
CHP ve PKK, seküler ideolojik akrabalığı sebebiyle farklı görünseler de birbirlerinin hep destekçisi olmuşlardır!
PKK'nın Suriye uzantısı PYD/YPG adını ABD'nin işaretiyle SDG (Suriye Demokratik Güçleri) olarak değiştirip bol miktarda silah mühimmat ve mali destek aldı.
ABD de kullanıp attığı diğer örgütler gibi onları da eğitti, bölge devletlerine karşı kullandı!
Ama Başkan Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Siyonist emperyalist senaryoları teker teker bozarak bölgede oyun kurucu olduğunu cümle âleme gösterdi.
Bu gerçeği sadece İsrail, PKK, DEM ve SDG görmedi ya da görmek istemedi.
SDG özellikle İsrail'in vaatlerine aldanarak altına imza attığı 10 Mart Mutabakatı'na aykırı hareket etmekte ısrarcı oldu!
Bu köşede hep yazdık, 'SDG için yolun sonu görünüyor!' diye, 'Ya entegre olurlar ya biterler!' diye.
Ne oldu?
Suriye güvenlik güçleri Halep'te teröristlerle mücadele ederken TBMM'de temsil edilen DEM bile 'Kürtlere soykırım yapılıyor!' yalanına sarılmadı mı?
Hani, yıllardır eğitilen donatılan SDG Halep'de iki gün dayanabildi mi?
Fırat'ın batısı doğusu derken Suriye Ordusu işgal ettiği topraklardan teker teker çıkarttığı SDG, direnmek için seferberlik ilan etmedi mi?
Nüfusun yüzde 75'i Arap olan işgal ettiği topraklarda seferberlik başladı ama Suriye ordusuna karşı değil, bizzat SDG'ye karşı!
Daha önce de burada yazdık Arap Aşiretleri işaret bekliyor diye.
Sonra ne oldu? O abartılan şişirilen SDG balonu sönüp sinince kuyruğu dik tutmak için SDG lideri, yenildik diyemediği için 'Çekildik!' açıklaması yaptı.
Kılavuzu İsrail olanın bedeni yenilgiden çıkmaz!
SDG, YPG bitti!
PKK bitti!
Özerklik talebi kalmadı!
100 bin kişilik ordu balonu söndü!
Halkın tek temsilcisi olmadığı anlaşıldı!
Ekonomik olarak kendine yeterli olduğu iddiası çöktü.
SDG kaybetti, bitti!
Sadece SDG kaybetmedi İsrail de kaybetti!
DAVUD KORİDORU BİTTİ!
'ABD ABD!' diyenler için de kaç kere yazdık söyledik; ABD iki tercih arasında kalacak ya Türkiye'yi tercih edecek ya da SDG'yi!
Türkiye'nin dört kıtada takip ettiği küresel dış politika karşısında hangi aklı başında devlet Türkiye'yi bırakıp da SDG'yi tercih eder ki?!
Suriye, İran, Azerbaycan-Ermenistan, Rusya Ukrayna ve Libya, Somali, Sudan'da oyun kurucu role sahip olan Türkiye'yi kim karşısına almak ister ki?
İsrail aldı da ne oldu?
Suriye'de kaybetti!
'Gazze'de Türkiye'yi istemem!' diyerek yırtındı ama ABD bile Türkiye'yi tercih etmek zorunda kaldı!
İsrail basını şimdilerde Türkiye karşısında başarısız olduğu için Netenyahu'yu dövmekle meşgul!
Türkiye, İsrail'in itirazına rağmen Gazze Yürütme Kurulu'nda Dışişleri Bakanıyla yer aldı!
Gazze'nin hem yönetiminde hem imarında hem barış/askeri gücünde Türkiye etkin olarak rol alacağı belli oldu!
Hülasa, Türkiye'nin Suriye yönetimine verdiği diplomatik ve istihbari destek ve sağladığı imkanlarla, SDG denilen balon söndü, arkasındaki itici güç İsrail de kaybetti!
Suriye toprak bütünlüğünü korudu!
Tüm şehirlere gelir kaynaklarına, barajlara, petrol rafinerilerine, elektrik santrallerine ve gümrük kapılarına hâkim olma yolu açıldı!
Türkiye terörsüz bölge hedefine bir adım daha yaklaştı!
Mart ayında yaptığı anlaşmaya on ay boyunca uymayıp aykırı hareket eden SDG, bakalım şimdi 18 Ocak'ta yapılan anlaşmaya ne kadar uyacak bekleyip göreceğiz!
Kimi çatlak sesler duyuyoruz da!