22 Mayıs 2026 Cuma / 6 ZilHicce 1447

İstanbul'un müze gibi eczaneleri

Eczaneden de turistik mekan olur mu demeyin! 1870’te Büyükada’da açılan Merkez Eczanesi ile 1902 yılında Kızıltoprak’ta hizmete başlayan Eczane-i Saadet, asırlık sterilizasyon aletleri, şırınga ve pilül tahtalarıyla şehir kültürünün vazgeçilmezleri.

Belkıs Kamut Aktürk9 Şubat 2014 Pazar 07:00 - Güncelleme:
İstanbul'un müze gibi eczaneleri

İlaçla sağlığın buluşmasının nesilden nesile geçen tanıkları onlar. Üstelik mekanlarını hiç değiştirmeden. Her an her şeyin yenilendiği süreçlere ve yıllara meydan okudular. Hastalarını bazen bir dost bazen bir misafir inceliğinde karşıladılar. Zamanın acımasızlığına karşı titizlikle korudukları mesleklerine sahip çıktılar. İşte bu nedenle o zarafeti arayanların, nostalji tutkunlarının ziyaretleri de kaçınılmaz oluyor müze tadındaki eczanelere.

Yüzyılı aşkın süredir  mesleğini aynı mekanda yaşatan bu kıymetli insanlar, Kadıköy’deki Yeni Moda Eczanesi ve Büyükada’daki Merkez Eczanesi’nin sahipleri. Vitrinlerinden başlıyor insan şaşırmaya. Efsane doktorların reçetelerinden, eczanenin ilk sahiplerinin ve ilaç almaya gelen ünlülerin resimlerine kadar pek çok farklı detay sizi kapıda karşılıyor. İçeride ise rengarenk şişeler tüm orijinalliği ile duruyor üzerindeki etiketlerle. Etiketler önemli çünkü eczanenin ismi kayıtlı. Kayıt önemli. Bu yazı için ziyaret ettiğim eczaneye gelen bir hanımın yıllar önce vefat eden cilt doktorunun saç dökülmesi için yazdığı reçeteyi getirişine tanık oldum. Yapma ilaçların formüllerinin yazılı olduğu defterden doktorun ve hastanın adıyla hemen bulunması mesleğe duydukları saygının yansıması. “Havanlar şarkı söylüyor” denilecek kadar yapma ilaçların önemli olduğu dönemlerin disiplini yaşıyorlar. Onlar için yapma ilaçla hazır ilacın farkı, hazır elbise ile terzi elbisesi arasındaki fark gibi. Raflardaki şişeler, eczaneyle yaşıt mobilyalar ve sıra dışı öyküleriyle Yeni Moda ve Merkez Eczanesi’ndeyiz.

Eczane-i Saadet’ten Yeni Moda’ya...

Özel biri Melih Ziya Sezer. Mesleğine ve eczanesine olan tutkusuyla, sizi kapıda karşılıyor ve uğurluyor. Kapı açılınca çalan melodik zil Melih Ziya Bey’i haberdar ediyor gelenden. Keskin ilaç kokusuna burnunuzun alışması ise vakit alıyor. Çalan klasik müzik Melih Ziya Bey’in yıllardır biriktirdiği koleksiyonunun bir parçası. Üç kuşaktır sürüyor eczacılık. Babası Halil Nejat Bey, kendisi ve oğlu Ali Demir’in diplomaları aynı duvarda. 1899’da Urfa’da doğan Halil Nejat Bey tıp okumak için İstanbul’a gelir ancak maddi durumları izin vermez 6 yıl okumasına; eczacılığa geçiş yapar. Üç yılda bitirir eczacılığı, aynı zamanda konservatuarda keman bölümünden mezun olur. Okul ve askerlik bitince önce memleketi Urfa’da sonra Konya’da Yeni Eczane isimli eczanesini açar.

İskender Faik Bey 1902 yılında açtığı Kızıltoprak’taki Eczane-i Saadet adlı iki eczanesinden birini Moda’ya taşır. “On bin haneye bir eczane” yasası nedeniyle alınır bu karar ve adı Yeni Moda Eczanesi olur. 1937 yılında İskender Faik Bey vefat eder. Oğlu eczaneyi devredince Halil Nejat Bey alır eczaneyi. İstanbul’a yerleşirler. Melih Ziya Bey’in edebiyat okuma hayalleri babasının beklenmedik vefatıyla gerçekleşemez. Okumak kısmet olmaz ama şiir kitabı yayınlayacak kadar şiire düşkünlüğü devam eder. Liseden sonra eczacılık okulunun sınavlarını beklerken bir yıl hukuk okur. 1952’da kaydolduğu fakülteden 1967’de mezun olur. “Babam üç yılda oğlum dört yılda bitirdi fakülteyi, aradaki falso benim” diye anlatıyor bu hali Melih Ziya Bey.

Meslek örgütlerine emek verir, sektöre desteğini esirgemez ancak eczanesinde hiçbir bankanın kartı geçmez, hiçbir sağlık kurumuyla anlaşması olmaz.Eczanenin müdavimleri arasında Ahmet Haşim, Necip Fazıl, Haldun Taner, İdil Biret, Enis Fosforoğlu bulunur. 83 yaşındaki Melih Ziya Bey, 114 yaşındaki eczanesinin başında. Yeni Moda Eczanesi’nin akademisyen oğlu Ali Demir’le devam edip etmeyeceğini zaman gösterecek.

ÇAĞA UYAN 144 YILLIK MEKAN

Eczanedeki resmi belgeye göre 1870 yılında Georges Papagabriel kurar Merkez Eczanesi’ni. Arada üç yıl Hayk Stefenyan (Savoy Otelleri’nin sahibinin damadı) çalışır. 1920’lerde Şinasi Rıza Birbil alır eczaneyi, ölünce ise oğlu Bülent Bey işletir 1970’lere kadar. Daha sonra Hüsnü Ocakcıoğlu ve oğlunun olur eczane. 1991 yılında ise Avni Kurtuldu devralır.

Farklı eczacılar çalışsa da hep eczanedir mekan. Müzeyi andırır. Çağa uyum sağlayan restorasyonuyla, adını doğrularcasına, vapurdan inip saat kulesini geçince sağda karşınıza çıkar. Vitrinde başlar tarihi görsel şölen Dr. Mazhar Osman’ın, Dr. Rıza Rüstem Pekolcay’ın 1936, Prof. Dr. Ekrem Şerif Egeli 1944, Dr. Akil Muhtar’ın 1957 tarihli reçeteleri ile. İçeride ise Dr. Celal Ferdi Kocal’ın “Kocakarı İlaçları ve Halk Tababeti” kitabı, 1920 basımı Codex, ilaç ve tablet yapımında kullanan havan ve pilül tahtası, sterilizasyon aletleri, şırıngalar, teraziler, damacanalar tüm doğallıkları ile 144 yaşındaki eczanede durmakta.