Osmanlı kuruluşunun merkezinde Şeyh Edebali var

Dervişler ve Sufi Çevreler dâhil tarihin geniş sahalarında çalışmaları olan Prof. Dr. Haşim Şahin’e, Selçuklu Devleti’nin kurucusu Selçuk Bey’den Yıldırım Bayezid’in damadı Emir Sultan’a uzanan bir yelpazede merak ettiklerimizi sorduk. Özellikle Osmanlı klasik çağı ve Şeyh Edebali ezberlerimizin ötesinde bir derinlik taşıyor. 

  • MEHMET HAKAN KEKEÇ
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
x

Selçuklu’nun kurucusu Selçuk Bey ile başlayalım… Farkı neydi ki, büyük bir devletin kurucusu konumuna geldi?

Selçuk Bey, Oğuz Yabgu devletinde subaşılık görevi yapan Dukak Bey’in oğluydu. Subaşılığı, askeri yetkileri de olan bir vali gibi düşünebilirsiniz. Babasının ardından Selçuk Bey bu görevi devraldı. İlerleyen yıllarda bir suikast ihtimali sonrası uç bölgesi Cend’e kaçtı. Burada Müslüman oldu. Uç detayı çok önemli: Uç, sınır demek. Darülharb ile Darülİslam’ın sınırı. 

Nedir uç bölgelerinin önemi?

Uç bölgesi büyümeyi ve İslam devletleri içerisinde meşruiyeti beraberinde getiriyor. Selçukluların gayri müslimlerekarşı gaza yapmaları Samanilerin işine geliyordu, bunun için yeni şehirler verdiler. 

Selçuk Bey’in oğullarının adı üzerinden ‘Başta Hazarlara bağlıydı ve aslında Museviydi’ spekülasyonları yapanlar var. Bu iddia hakkında neler söylersiniz?

Hazar Devleti 11.yüzyılda o eski gücünü kaybetmişti. Selçuk Bey’in oğullarına baktığımız zaman; Mikail, Arslan (İsrail) Yabgu, Musa, Yusuf ve hakkında bilgimizin olmadığı Yunus. Bu isimler spekülasyonları beraberinde getiriyor ama kesinlikle Selçuk Bey’in İslam’a geçmesinden önce doğmuş ve bu isimleri almış çocuklar. 

Selçuk Bey’in İslam öncesi dini Gök Tanrıcılık olabilir mi?

Selçuk Bey’in İslamiyetten önceki dini tartışmalı. O dönemde Oğuzlar arasında artık Gök tanrı inancı pek kalmamıştı. Zaten Selçukluların bulunduğu coğrafya bizim o efsanevi Türk coğrafyası değil. 

Selçukluların İslam’ı seçmesinin, geldikleri Cend bölgesinin durumundan dolayı ‘pragmatik’ olduğunu iddia edenler de var?

Din değiştirmek çok kolay bir olgu değildir. Selçuk Bey tamamen askeri ittifaklar üzerinden varlığını sürdürebilirdi ama o din değiştirmeyi de tercih etti. Cend’te artık yeni bir kimliği var: İslam. Müslüman olduktan sonra soydaşı Oğuz Yabgusu’nun vergi memurlarına “Ben kâfirlere haraç vermem” demesi artık yeni kimliğini sahiplendiğini gösteriyor. 

Abbasilere bakalım. Emevi iktidarını yıktılar ama yine de Şiilerle mücadele söz konusu...

Abbasiler de Haşimi ailesinden ama Abbas’ın soyundan gelenlerin kurduğu bir devlet. Abbasi ihtilali dediğimiz ihtilal, Hz. Ali taraftarının desteğini de almıştı. Başlangıçta her şey güzeldi. Ama Harun Reşid, Hz. Ali soyundan gelenlerin, otoritesi için bir tehdit olduğunu fark edince anlaşmazlıklar başladı. Onlara göre imamlar (yönetici) ancak Hz. Ali soyundan gelebilir. Sonunda İmam Rıza’yı Harun Reşid’in zehirlettiğini iddia ettiler. Kendi soylarından olan Abbasiler zamanında da iktidarı ele geçiremediler. Böyle olunca kendi imamet inançlarını yürütebilecekleri farklı alternatif iktidarlar üretme yoluna gittiler. Daha sonra Fatımiler oluştu. Zamanla Abbasiler de Sünni idarenin uhrevi otorite alanına dönüştü.

Kılıç hakkı olsa da Tuğrul Bey’in Abbasi halifesinin onayını istemesi dikkat çekici..

Abbasi Halifesi eski siyasi gücünü 10.yy’dan itibaren kaybetse de bir İslam devleti Abbasi Halifesi’nin onayını almak zorunda. Emevilerin döneminden farklı olarak birkaç İslam devleti vardı ama siyasi meşruiyeti tanıyan otorite halifeydi.

Bağdat’ı kontrol eden Şii Büveyhilere karşı mücadele etmek Tuğrul Bey’in Sünni otorite kurma vizyonunun bir parçası mıydı?

Tuğrul Bey sadece Büveyhileri değil, Abbasi Halifesi’nin hedefi olan herkesi kendi hedefi olarak belirliyor. Alparslan da öyle, Selahaddin Eyyubi de öyle. Selahaddin başarılı olacak. Ama Tuğrul Bey dönemiyle ilgili şunu da söylemek lazım: 1055’e kadar devam eden 110 yıllık Büveyhi otoritesi lise kitaplarında yazdığı gibi Abbasileri baskı altına almış değildi. Tuğrul Bey Bağdat’a girip buradaki Büveyhi emirini yakalamak istediğinde buna Halife karşı çıkıyor.

Tuğrul Bey, Çağrı Bey’den küçük olmasına rağmen Sultan oluyor, bunun sebebi nedir?

Tuğrul Bey Çağrı’ya nispetle diplomasiyi çok daha iyi bilen birisi. Çağrı Bey ise tam bir Oğuzcu ve gelenekçi bir askerdi. Çağrı Bey doğuda bağımsız gibi olsa da yeri geldiğinde Tuğrul müdahalesine maruz kalırdı. Mesela amca Musa Yabgu ile toprak meselesi nedeniyle çatıştığında Tuğrul Bey ağabeyini sert bir dille uyarıyor. Tabii Çağrı Bey yönetiminin kendi oğullarına geçtiğinin de farkında. Tuğrul Bey’in çocuğu olmuyor. Ama sırf bununla açıklamak eksik olur. 

Osmanlı kurulurken Şeyh Edebali’nin büyük etkisi ortada. Edebali Vefaiyye Tarikatı’na bağlı. Bu çevrenin Selçuklu’ya karşı Babai İsyanı’nı biliyoruz. Osmanlı’yı Selçuklu’ya isyan edenler mi kurdu?

Osmanlı’nın kuruluşu geniş tabanı olan bir olay. Fakat Babai İsyanı’na katılan Vefaiyye dervişlerinin bunda etkisi var. Özellikle Şeyh Edebali’nin Vefaiyye dervişi olduğunu düşündüğünüzde etki somut bir şekilde ortada. 1240’ta Selçuklu ordusunu zorlayıcı bir isyan söz konusu ama Şeyh Edebali bu isyana katıldı mı, şüphelerimiz var. 

Şeyh Edebali isyana katılmasa bile 2.Gıyaseddin’in takibatından uzaklaştığını söyleyebiliriz sanırım?

Şeyh Edebali Eskişehir’de İtburnu denen yerde tekke kuruyor, Osmanlı uç bölgesinin tam kalbinde burası. Osman Gazi’nin kendi kızını alması sonrası bir evlilik bağı da oluşuyor. Burada karşılıklı beklentiler var. Edebali Osman’da bir hükümdar portresi görüyor. Böylelikle tekkeyle iktidar arasında mental bir mutabakat oluşuyor.

Edebali bir anlamda Osmanlı’da iktidar için önemli bir isime dönüşüyor yani?

Osmanlı’da Aşıkpaşazade’nin bahsettiği dörtlü bir zümre var. Gaziler, ahiler, abdallar, bacılar. Ben bunlara fakihleri de ekliyorum. Şeyh Edebali bu zümrelerin tam merkezinde. Birincisi, kendisi bir derviş olarak abdal zümresini temsil ediyor. Kardeşi, Ahi Şemseddin. Üçüncüsü, gazileri temsil eden Osman Gazi, damadı. Şeyh Edebali’nin ikinci damadı ise Dursun Fakih. Dördüncüsü: Şeyh Edebali’nin yaşlılığında evlendiği hanım, Çandarlı Halil Paşa’nın karısının kardeşi. Baktığınızda Edebali Osmanlı’nın kuruluşunu domine ediyor.

Anadolu Müslümanlığı Ehl-i Beyt kültürü kaynaklı  

Emevilerden kaçan sahabe ve çocuklarının Orta Asya’ya gittiği ve Türklerin İslam’ı tam kaynağından öğrendiği görüşüne ne dersiniz?

Bu benim en fazla savunduğum tezlerden birisi. Bugünkü Anadolu’da Hanefi ve maturidilik Ehl-i Beyt kültürü üzerine kurulu. Hanefi ailelerin evlerine gittiğinizde Ali, Hasan, Hüseyin, Fatma, Hatice gibi isimlerin hemen hemen her evde bulunduğunu görürsünüz. Emevileri yıkan ihtilali ortaya çıkartan Ebu Müslim Horasanlıydı. Onun etrafında üç Türk komutan vardı. Hz. Hüseyin’in katledilmesinin ardından bölgeye gelen Ehl-i Beyt Emevilerin aksine Türklere sıcak yaklaşınca bu İslam kültürünün iyi tanınmasını sağladı.

Şeyh Bedreddin aslında isyancı değildi

Bayezid döneminde de önemli bir isim var: Emir Sultan. Fetret Devri yaşanıyor sonrasında. Emir Sultan’ın bu dönemde Edebali gibi toparlayıcı bir rolü olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bayezid’in damadı ve söz sahibi olmasına rağmen Emir Sultan bir Edebali portresi değil. Ama Emir Sultan’ın, Fetret öncesinde Sultan üzerinde bir otoritesi olduğu doğru.

Ankara Savaşı’nı kazanan Timur, Bayezid’in damadı Emir Sultan’ı neden beraberinde Semerkant’a götürmek istiyor?

Bu normal. Timur Anadolu’ya geldiği zaman burada çok sayıda alimi beraberinde Semerkant’a götürmek istiyor. Çünkü alimlerle    Semerkant’ı dünyanın en büyük medeniyet merkezlerinden birisi haline getirmişti. Mesela Emir Sultan dışında Şeyh Bedreddin’i de götürmek istemişti. 

Şeyh Bedreddin’in Fetret dönemindeki rolü neydi peki?

Fetret’te din merkezli öne çıkan asıl isim Şeyh Bedreddin’di. Musa Çelebi taraftarıydı. İlerleyen zamanda ‘isyancı’ denilse de aslında tam olarak isyan da etmiyor. Şeyhlerinin hayatından endişe eden müritleri Ege’de isyan başlatınca otomatikman isyan etmiş kabul ediliyor. Aslında Bedreddin bu sırada Serez’de. İsyandan haberi bile yok. Daha sonra Sultan ile görüşüp kendisini anlatmak istiyor.

 

 

 

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar

Yorumlarınızı kendi özgür iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

  • Lütfen birşeyler yazınız. Yorum alanı boş bırakılamaz.
  • Tebrikler! Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.
  • Mesajlarınız size hukiki sorumluluk doğurur.
  • Bir hata oluştu lütfen daha sonra tekrar deneyiniz!
 
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi´nin kabul edilmesi - Tarihte bugün 10 Aralık 1948

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi´nin kabul edilmesi - Tarihte bugün 10 Aralık 1948

En Çok Okunanlar