5 Nisan 2026 Pazar / 18 Sevval 1447

Yeniçeriler bu kıyafetle Viyana’ya nasıl varabilmiş anlayamadık

1453’ten 2013’e sürülen iki yeniçerinin başından geçen komik olayları konu alan Osmanlı Tokadı dizisi şimdiden hem çok sevildi hem de sosyal medyada büyük bir hayran kitlesi oluşturdu. Dizinin başrol oyuncuları Alper Kul ve Uğur Çavuşoğlu ile bol kahkahalı bir söyleşi yaptık.

HALE CEYLAN BARLAS hale.ceylan@stargazete.com.tr12 Mayıs 2013 Pazar 07:00 - Güncelleme:
Yeniçeriler bu kıyafetle Viyana’ya nasıl  varabilmiş anlayamadık

İSTANBUL’UN fethinden bir gün önce, görev yerlerini terk eden iki yeniçeri, Fatih’in hayatını tehlikeye attıkları için Akşemsettin Hazretleri tarafından cezalandırılarak 2013’ün İstanbul’una gönderilir. Hikaye o ki, yüzyıllar sonra İstanbul’a ‘düşen’ bu iki yeniçeri bir çok absürd olayın ortasında kalır. Fantastik dizi Osmanlı Tokadı, TRT1’de yayınlandığı gün sosyal medyada en çok konuşulan konu oldu. Başrollerini Alper Kul, Uğur Çavuşoğlu, Mazhar Alanson, İsmail Hacıoğlu ve Vildan Atasever’in paylaştığı dizinin iki yeniçerisi Alper Kul ve Uğur Çavuşoğlu ile çekimlerin yapıldığı Fatih’te bir araya geldik. Ortaya bol kahkahalı bir röportaj çıktı.

Dizinin tanıtım sürecinde iki yeniçeriden birinin Hasan Kaçan olacağını duymuştuk. Hasan Kaçan’ın yerini Uğur Çavuşoğlu nasıl aldı?

Alper Kul: Hasan Abi ile iki yeniçeri olacaktık fakat başından talihsiz bir olay geçince teklif Uğur’a gitti. O da kabul edince hemen çekimlere başladık ve inanın sabahlara kadar çalışıyoruz. İşte bugün siz geldiniz de röportaj yapacağız diye mola verdik. 

Uğur Çavuşoğlu: Teklif bana geldiğinde önceden bu rolde Hasan Kaçan’ın olduğunu gerçekten bilmiyordum. Metin Kaçan benim arkadaşımdı ayrıca Hasan Abi de ‘İyi ki seni seçmişler, senin olmana çok sevindim’ dedi.

OSMANLI’NIN DEĞERLERİ VARDI

Dizide nöbet yerinizi terk ettiğiniz için cezanlandırılıp 2013’e gönderildiniz. Peki yeniçerilerin günümüzdeki görevi ne olacak?

U.Ç: Senaristimizin ağzından çıkan bir cümle olduğu için söylüyorum; Osmanlı bir değerdi ve şu an günümüzde kaybettiğimiz bazı değerleri hatırlatmak istiyor Yeniçeriler... Arada da tabii bu farklılıktan ve çelişkiden oluşan komediyi işliyoruz. Yani birtakım değerleri yeniden hatırlatmaya geldiler.  

A.K: Ben açıkçası böyle düşünmüyorum. 1471’den günümüze gelmiş, İstanbul’u fethedecek bir ordunun neferi bin sene sonra bir bakıyor etrafına bir sürü yeni icat, kültür, yaşam var. Hayata adapte olmaya çalışırken de her şeyi öğrenmeye çalışıyor ve sorular soruyor. Mesela ‘Bu ne?’ diyor ‘araba’ cevabını alıyor. Onu kimin bulduğunu sorduğunda Henry Ford olduğunu öğreniyor. Atomu Democritus ve Leukippos’un bulduğunu ve güneş enerjisinin yine yabancılar tarafından bulunduğunu öğrenince, bir bakıyor her şeyi yabancılar yapmış! ‘Peki Osmanlılar, Türkler ne buldu?’ diye düşünüyor. Sonunda da yoğurdun üstüne hiçbir şey konulmadığını görüyor. O nedenle dizinin bu tarafı beni çok etkiliyor. 

Senaryoda sizi en çok etkileyen şey ne oldu? 

U.Ç: Bir kere bunlar asker, savaşçı... Ayrıca Yeniçeriler varlıklı da insanlar. Manevi olarak da etkileniyorum. 

A.K: Valla bende pek bir şey olmadı. 

Yeniçeri olmanın zorlukları neler? 

U.Ç: Hareketli, kavga sahneleri var ve onları çekmek kolay olmuyor. Karakterin duygusal boyutu var. Sonra bu insanın beş yüz sene öncesinden günümüze gelmesi söz konusu... 

A.K: Ayrıca rahat sosyalleşmiyor insan, ‘Bi de pek kız ortamı yok’...

YENİÇERİLERLE 6 AY YAŞADIM!

Yeniçeri kıyafetini giyince ne hissediyorsunuz? 

U.Ç: Atlayıp bir ata elimde kılıçla dört nala koşasım geliyor. Heybetli bir kostüm olduğu için, insanda sert duygular uyandırıyor.

A.K: Kıyafetler gerçekten çok ağır. Bırak buradan Viyana’yı, Taksim’den Tünel’e yürüsen düşmana ‘Otur konuşalım’ dersin. Ben hareket edemiyorum, babalar nasıl savaşmış anlaşılır iş değil! 

Yeniçeri rolüne nasıl hazırlandınız? 

U.Ç: Tarihle ilgiliyimdir. Biraz biniciliğim de vardır. Türkiye’nin ilk milli     eskrimcisi rahmetli Sayid Tayla ve Oğlu Ali Tayla hocalarımdır. Onlardan okul yıllarımda flöre-epe ve kılıç dersleri almıştım. 

A.K: Altı ay yeniçerilerle birlikte yaşadım...

Diziyi internetten izliyorum

Osmanlı Tokadı sosyal medyada çok tartışıldı. Size nasıl tepkiler geldi?

Alper Kul: Bana daha bir şey gelmedi. Ben de sizin gibi söyleyenlerden duyuyorum. Ayrıca o kadar yoğun çalışıyoruz ki diziyi bile gününde takip edemiyorum. O nedenle de internetten izliyorum. 

Sizi lk kez absürt komedide görüyoruz.. 

Uğur Çavuşoğlu: Dürüyenin Güğümleri, Umutsuz Ev Kadınları da komediydi ama absürt komedi anlamında ilk kez yer alıyorum. 

A.K: Ben seviyorum absürt komediyi. Ama dizinin mizah anlayışı çok farklı.

Tiyatroya ara verdim ücretsiz izne ayrıldım

Dizi filmler dışında tiyatro devam edecek mi? 

Uğur Çavuşoğlu: Hayır, ikisi aynı anda zor. Dizi için Ankara’dan İstanbul’a geldim. Ayrıca tiyatroya da ara vermek istiyordum dizi vesile olmuş oldu. Şimdilik ücretli izne ayrıldım. 

Sümela’nın Şifresi’nden sonra Moskova’nın Şifresi de çok sevildi. Serinin üçüncü filmini ne zaman çekeceksiniz? 

Alper Kul: Son ayağımız Bercelona’nın Şifresi. Fakat bu yoğunlukta maalesef çekimlerine başlayamıyoruz ama sanırım sonbahar gibi başlamış oluruz diye düşünüyorum. 

Bu arada hayırlı olsun bebek bekliyormuşsunuz... 

A.K: Teşekkür ederim, evet Aylin Kontante hamile. Mutluyuz. 

Kaç aylık? 

A.K: Var işte biraz.

ÖNERİLEN VİDEO

Kan donduran cinayette yeni detay: O anlar kamerada

Kapat
Video yükleniyor...