Gazetecilik mesleği madencilerle aynı sınıftadır. Ağır iş kolu sayılır. Dışarıdan bakıldığında her ne kadar öyle görünmese de insanı gerçekten yıpratır.

Ben de bir süredir bu yıpranmayı hissediyordum. B12 takviyeleri de yetersiz kalıyor... Bir de yemeğe giderken oğlum Toprak'ı unutunca kısa da olsa bir mola zamanına ihtiyaç olduğunu anladım.

Aradığım soluklanma molasını bir dalış ilanında görünce yıllardır içimde ukde kalan dalış kursunun yolunu tuttuk. Antalya Kaş'ta mavi derinliklerle buluşma zamanıydı.
Tanıştığımız anda güvenli ellerde olduğumuz hissini aldım. Zira disiplinli güler yüzlü ve bir o kadar da profesyonel bir ekiple eğitime başladık. İtiraf edeyim tahminimden daha zor bir eğitimle karşı karşıya kaldım.
Ancak 3 gün boyunca sabırla dalışlara devam ettik. Final dalışında sinüsler patlayınca pes etmenin eşiğine geldim. Bu bir kırılma anıydı zira. Ancak Levent Hoca'nın sakin, telkinleriyle bir kez daha derin dalışa geçtik. Acil çıkış eğitimini de başarınca tüplü dalış dünyasına tek yıldızla adım atmayı başardım.

İtiraf edeyim siyasetten, savaşlardan uzak bir kaç gün iyi geldi. Özetle söylemek istediğim yıllar hızla akarken kendinize bir hobi bulun. İster ata binin, ister resim yapın ya da saz çalın ama illa ki yapın. Zira başka dünyalara yolculuk yapmak ruhunuza iyi gelecektir. Ben derin adam oldum. Umarım devam etmeyi de başarırım.
Kalın sağlıcakla...