Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Kılıç kınından çıkarsa kelama yer kalmaz." sözü üzerinde ne kadar konuşsak az.
Bir kere bu söz bizim devlet geleneğimizin bir tezahürü.
Çünkü biz gaziderviş devletiyiz.
Önce sabırla kelamla, hukukla, kalemle gönülle girilir, rıza üretilir.
Ama sabır tükenirse, devreye kılıç girer.
Onun için sabırların çok zorlandığı bir demde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da şöyle dedi:
"Bu herkes için açık bir mesajdır; terör örgütleri için de onları besleyen uluslararası aktörler için de."
Türk dışişleri bakanının bu sözü, Cumhurbaşkanı'nın uyarısının sahadaki karşılığıdır.
Türkiye, sınırının hemen ötesinde terör yapılanmasına izin vermez.
Masada hukuku ve diplomasiyi işletir; ama terör beklenmez, kılıç devreye girer.
Bu yaklaşım, dediğim gibi kadim devlet geleneğinin devamıdır.
Nizâmü'l-Mülk Siyasetnâme'de ne diyor...
"Dünyada iki sınıf vardır; biri kılıç ehli, diğeri kalem ehli. Devlet bu iki sınıf ile ayakta durur. Eğer biri zayıflarsa, devlet de zayıflar."
Yusuf Has Hâcib de Kutadgu Bilig'de şu gerçeği hatırlatır:
"Kılıç ile alınan ülke, ancak kalem ile tutulur."
Ama hemen arkasından ekler:
"Bir memleketi kılıç ile derhal ele geçirmek mümkündür; fakat kalem olmayınca onu elde tutamazsın."
Bugün Türkiye'nin politikası tam da bu dengeyi gözetiyor.
Sahada güvenliği sağlıyor, masada hukuku tesis ediyor.
Kalemle barışı kuruyor, kılıçla düzeni koruyor.
Ve İbn Haldun'un dediği gibi:
"Asker (kılıç) devletin dışını korur, kalem içini ayakta tutar."
Türkiye'nin mesajı net...
Barışın yolu kalemden geçer; fakat kılıç her daim kınında hazır!
KILICIN GÜCÜ DEMİŞKEN...
Bugün Türkiye'nin kılıcı yalnızca askerî harekâtlarla sınırlı değil.
Savunma sanayiinde atılan dev adımlar, bu sözün altını dolduruyor.
Kendi İHA'larını, SİHA'larını, akıllı mühimmatını üreten; KAAN gibi beşinci nesil uçağı gökyüzüne çıkaran; TCG Anadolu'yu denizlere indiren bir Türkiye'den bahsediyoruz.
Türkiye artık kendi "çelik kubbesini" inşa ediyor: Hisar'dan Siper'e uzanan katmanlı hava savunması, milli radar ve füze sistemleriyle...
Tayfun, Bora, Atmaca seyir füzeleri...
Yani bu topraklarda kılıç, içeride dövülmüş çelikten bir iradedir; kara, hava ve denizde aynı anda hükmünü icra edecek kudrettedir.
KELAM STRATEJİSİ LİBYA'DA İŞLİYOR
Türkiye, tarihi coğrafyasında birleştirici bir rol oynuyor.
Birleştiriyor, hukuk tesis ediyor, çatışmayı barışa dönüştürüyor.
Libya'da da bu çizgi net biçimde görülüyor.
Hakan Fidan'ın katıldığı programdaki mesajı açıktı..."Stratejimiz Libya'nın birliği, bütünlüğü ve bölünmemesi."
Türkiye, Trablus'taki meşru hükümeti destekledi ama aynı zamanda Bingazi ile de temas kurdu.
MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Hafter ziyareti bu stratejinin sahadaki tamamlayıcı adımı oldu.
Yunan basını tedirgin. Ne diyorlar bakın:
Türkiye, Hafter üzerinden Akdeniz'de "veto hakkı" kazanıyor.
"Türkiye bizi kuşatıyor"
Manzara net:
Türkiye, askeri caydırıcılıkla birlikte diplomasi yürütüyor.
Hidrokarbon sahalarında haklarını güçlendiriyor.
Tek Libya, tek ordu vizyonunu destekliyor.
Zayıf, parçalanmış devletler değil; güçlü ve hukuk üzerine kurulu düzen istiyor.
İşte tam da burada şu hakikati görmek gerekiyor:
Tarihle barışmış bir aklın oluşturduğu strateji devreye girince, Mavi Vatan artık bir harita değil, milletin varoluş şiarı ve barışın ifadesi haline geliyor.