İsrail; sınırları ilan edilmemiş bir yapı. Bu anlamda dünyada başka bir örneği yok.
Çıkış noktası, Filistin topraklarında terör faaliyetleri yürüten bir örgüte dayanıyor.
Sınırlarını "vadedilmiş topraklar" diyerek Fırat ve Nil nehirleri arasındaki tüm kadim topraklara ulaştırmak istiyor.
Son derece yayılmacı, son derece bağnaz ve kuralsız bir terör oluşumundan bahsediyoruz.
Peki, 1948'de kurulmuş olan İsrail, hedeflerine ne kadar ulaşabildi?
Halihazırda Filistin toprakları, Suriye'nin Golan Tepesi ve Lübnan'ın 10 kilometre içerisine kadar girerek işgalini sürdürmekte.
Bölgede yaşanan tüm işgal ve karmaşanın temelinde bir faktör olarak İsrail'in bölgeye hakim olma hevesi yatmakta. Irak-İran savaşı, Irak'ın ABD tarafından işgali, Suriye'nin iç savaşa sürüklenmesi... Hepsinde bölgenin farklı şekillerde yumuşatılması ve son hamle olarak da İsrail'in devreye sokulması planı vardı. Ve fakat bu plan Suriye'de bozuldu. Türkiye faktörüyle Suriye'de katil rejim devrildi ve halihazırda sünni ekol, İsrail'in karşısında konumlanmış durumda.
Bu durumda İsrail geri adım atıyor mu veya pes ediyor mu? Tabi ki hayır. Tabi ki diyorum çünkü karşımızda mutedil bir aklın devrede olduğu bir yapı veya kadro yok. Toplumuyla, iktidarıyla ve muhalefetiyle tam olarak sapık katiller sürüsüyle karşı karşıyayız.
Son aylarda dünyayı ABD üzerinden İran bağlamında meşgul ederken Lübnan'a yoğunlaştılar. Bir taraftan Gazze sonrası Lübnan'ı da çökertmeye çalışırken büyük resimde İran'dan sonra düşmanlaştırdıkları hedefi de ilan ettiler; İran'dan sonra değil İran ile beraber Türkiye artık İsrail'in düşmanı bir ülke.
Bu bağlamda son hız faaliyetlerine devam ediyorlar.
İsrail Diaspora Bakanı Amichai Chikli, ülkesinin "er veya geç Suriye ile savaşa gireceğini" iddia ederek, "Türkiye ve Suriye, İran'dan çok daha rahatsız edici birer gelişme." ifadesini kullandı.
İsrail'de iktidar kanadı böyle düşünüyor, muhalefet farklı mı? Cevabı Bennett versin.
Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Türkiye'yi "yeni İran" olarak nitelendirerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı İsrail için tehlikeli bir rakip olarak tanımladı. Yani iktidarıyla muhalefetiyle kafa aynı kafa. Netanyahu gitse bile yerine gelecekler, aynı sapkın politikaya hizmet edecekler.
TÜRKİYE AKDENİZ'DE İSRAİL İLE KAPIŞIYOR
İsrail Gazze ile paralel olarak Lübnan'da da işgal ettiği topraklardan çıkmayacağını ifade ediyor.
Gerekirse "ABD'ye rest çekeriz" diyorlar.
Plan, yeni değil ve çok büyük! Ve burada da Türkiye, ana düşman niteliğinde!
İsrail, Gazze ve Lübnan'ın gaz sahalarına çökme planı güderken büyük resimde "büyük Akdeniz" projesini hayata geçiriyor. Nil ve Fırat arasını vadedilmiş topraklar olarak gören sapkın yapı, Kıbrıs ve Akdeniz'i de bu bağlamda bu çemberin içine alıyor.
Bu çerçevede Türkiye'nin KKTC'ne hamilik yapması, Mavi Vatan doktrinini hayata geçirmesi İsrail'i çıldırtıyor.
İsrail arka planda boş durmuyor. Adalar Denizi'nde Yunanistan ile iş tutarak Türkiye karşısında mevzileniyor. Yunanistan ve Fransa ile savunma anlaşmaları imzalıyor. Ve Kıbrıs'ın Rum tarafına adeta çöreklenmiş durumda. Yahudi iş adamları "yabancı yatırımcı" maskesi altında havaalanı, liman, askeri üsler ve yüzlerce dönümlük araziyi ele geçirdi. Rumlar ise Yahudilerle sorun yaşamaya başladılar bile. Kimileri doğup büyüdükleri köylerine giremiyor.
Eski Rum vekil George Perdikis, "Yöneticilerimiz agroturizm gerekçesiyle bu toprakları İsraillilere satıyor. Sonrasında bu köylere kendi halkımızın girişi dahi engelleniyor. Çok sayıda terk edilmiş ev ve mülkü satın alan bir şirketin güvenlik personeli tarafından giriş engellendi. Hatta halka açık Agios Kilisesi'ne giriş yasaklandı. Topraklarımızı satın alan İsrailliler ele geçirdikleri köylerde ilk iş olarak ibadet mekanlarını yıkıyor. Aldığımız bilgiye göre İsrailli ortaklar birçok arsa ve ev satın aldı ve ilk işleri bu binaları yıkmak oldu. Yetkilileri kamuoyuna açıklama yapmaya çağırıyoruz." ifadelerini kullandı.
Kıbrıs'ın Rum kesiminde hal böyleyken Türk kesimine dair de bazı rakamlar vermek isterim.
Soykırımcı İsrail, KKTC ile de "ilgileniyor". KKTC'de 43 bin Yahudi yaşamakta. 3355 kilometre karelik Kuzey Kıbrıs'tan toplamda 25 bin dönüm arazı satın almışlar. Ticari alanda da Yahudiler 1500 civarında şirket kurmuşlar.
Kıbrıs'ın tamamına dair hayalleri olan İsrail'in büyük plandaki hedefi Doğu Akdeniz'i ele geçirmek. Enerji kaynaklarını kontrol etme ve uluslararası piyasalara sunma hedefi de işgalin ekonomik ve ticari boyutunu oluşturuyor.
İsrail'in Lübnan, Gazze, Suriye, Türkiye ve hatta Mısır üzerindeki planların tamamı Akdeniz'de tek hakim güç olmak için.
İsrail bu planları yapadursun, Türkiye tüm oyunları bozmak için sürece müdahale ediyor.
Mavi Vatan doktrini yasalaşırken, Türk donanması her geçen gün güçlendiriliyor.
Türkiye'nin KKTC'yi kendi toprağından ayrı görmemesi önemli bir stratejik aklın göstergesidir. Akdeniz'i göl haline getiren Osmanlı'nın aklı bu topraklarda tüm canlılığıyla işlemektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Türkiye'nin güvenliği Beyrut'tan başlar" sözü sapkın yapılara güçlü bir mesajdır.
Türkiye savunması, cumhuriyet döneminin en güçlü dönemine girmiştir. Plan kuranlar kendi kazdıkları çukurda boğulacaklardır, emin olunuz!