Herkesin bildiği gibi Devlet Bahçeli TBMM'de yaptığı tarihi konuşma ile yeni bir dönemin kapısını araladı.
Bu konuşmanın hemen sonrasında, Bahçeli'nin sarf ettiği sözlerin ne anlama geldiğini değerlendirmek üzere televizyon yayınlarına katıldım.
Çıktığım bu yayınlarda söylediğim sözleri kelimesi kelimesine olmasa da genel hatlarıyla hatırlıyorum.
Bu tarihi çıkışa şöyle bir yorum getirmiştim;
"Devlet Bahçeli'nin yaptığı bu çıkış bir devlet aklıdır. Söylemiş oldukları sözler bir maske düşürme operasyonudur. Terörden beslenen bazı kripto varlıklar, bizden gibi görünerek, birtakım argümanlar üreterek, güya teröre karşıymış, tek amacı tek davası "Kürt sorunuymuş" gibi algı oluşturmanın derdindeler. Bu kripto karakterler bugüne kadar kendilerini bir şekilde gizlemeyi başardılar. Bahçeli'nin başlattığı süreç bu kişilerin maskesini düşürecek, yüce Türk Milleti bu kişilerin kimler olduğunu, terörle mücadele konusunda kimlerin samimi kimlerin hesap peşinde olduğunu bu sürecin sonunda çok net görmüş olacak."
Öyle de oldu...
Gerçekten de zaman içinde meselenin tam da bu olduğu net olarak ortaya çıktı.
İşleyen bir devlet aklı vardı ve o akıl zaten sonuna gelmiş terör örgütünü beyinlerde, zihinlerde öldürerek meseleyi kökten halletmek üzere çok kritik bir hamle yapmıştı.
Örgütü kendi ağzıyla sonlandırmak, bir başka deyişle yapıyı örgüt ağzıyla feshetmek dünyanın neresine giderseniz gidin terörle mücadelenin yöntemlerindendir ve bu işin final sahnesidir.
Adı gibi devlet olan bilge lider Bahçeli de konuyu bildiğinden meseleyi buraya getirmek için o tarihi çıkışı yaptı.
Başardı da...
Bu çıkış üzerine İmralı devreye alındı ve uzunca bir metinle örgütün sonunu getiren o açıklama İmralı'dan yapıldı.
O uzun açıklamada Öcalan özet olarak şunu söylüyordu;
"1990'larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK'nın anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrarına yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.
Daha ne desin...
Yolun sonu geldi bu iş bitti dağılıyoruz.
Bu işin Türkçe ifadesi bu.
Kimlik Tespit Zamanı...
Bu açıklama çok kritikti ve bu açıklama cambazları bir anda ortalığa dökecek bir açıklamaydı.
Şok eden bu açıklama ile birlikte gözler sıralı aktörlere döndü.
Bakalım DEM'in derdi gerçekten söylediği gibi Kürt meselesi miydi yoksa ağababalarına uşaklık meselesi mi?
Bakalım Kandil denilen çapulcu sürüsü gerçekten bir davanın peşinde miydi yoksa kanın, saltanatın, Amerika'nın, paranın, gücün peşinde miydi?
Sanatçı diye ortalıkta gezen güdümlü karakterler gerçekten birer sanatçı mıydı yoksa günü geldiğinde devreye alınan sanatçı görünümlü birer kukla mı?
Akademisyen, gazeteci gibi çeşitli unvan ve sıfatlarla toplumda kendine yer edinmiş şarlatanlar gerçekten unvanlarının karşılığı mıydı, bu sıfatların adamı mıydı, yoksa günü geldiğinde sahaya sürülmeyi bekleyen mayın eşekleri mi?
Maskeler Düştü...
Tüm bu süreç sonunda maskeler bir bir düştü ve DEM'in temsil ettiğini iddia ettiği halka değil dışarıdaki güçlere, ağababalarına, milyonlarca Filistinlinin katili İsrail'e hizmet ettiği ortaya çıktı.
Sanatçı, akademisyen, gazeteci, siyasetçi diye ortalıkta gezen şarlatanların bu meslekler hariç her işi yaptığı ortaya çıktı.
Sözde lider denilen teröristlerin öyle dava peşinde değil Siyonist yapıların, küresel çetenin, İsrail'in peşinde koştuğu ortaya çıktı.
Saç Örene Çorap Örülür...
Son günlerde yeni moda da saç örme işi.
Koca koca kişiler almışlar ellerine saçlarını -hesapta- örerek kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar.
Yav öyle komik duruma düşüyorlar ki inanılmaz, öylesine kendilerine milleti güldürüyorlar ki inanılmaz.
Diyeceksiniz ki bu milletin şarlatana, bu milletin gülmeye de ihtiyacı var bırakın örsünler.
Haklısınız...
Bırakalım örsünler, görevlerini yapsınlar.
Ancak örgü peşinde koşanlara şunu hatırlatayım, sizler saç değil başınıza çorap örüyorsunuz.
Unutmayın ki devlet böyle şarlatanlara gülmez, gün geldiğinde hesabını sorar.
Benden söylemesi...