Suriye'nin yeni dönemde çok önemli hedefleri var; toprak bütünlüğünün, ulusal egemenliğinin korunması ve ülkenin tamamından terör odaklarının kazınması.
Ahmed Şara liderliğinde Suriye, emin adımlarla yürüyebilecek mi? Bu sorunun cevabı liderin taşıdığı özelliklerle de doğru orantılı değerlendirilebilir.
Ahmed Şara sahada uzun bir mücadele sonucu Esed'e karşı savaşı kazanmış bir lider. 'Bir saha adamı' denebilir. Bir saha adamından bir devlet adamı çıkar mı? Çıkabilir. Ama bu tamamen kişiye özel bir durum. PKK meselesinin halli, bir anlamda Şara'yı devlet adamlığı profili bağlamında da test ediyor. Gözlemlerim; serinkanlı ama ne istediğini bilen, sahada operasyonel güce sahip ve fakat en son alternatif olarak gücü bekleten ve "önce müzakere" diyen bir liderlik profili öne çıkıyor. Şara'ya devlet adamlığı elbisesi oldu ve karakterinde bu kumaşı taşıdığını ispatladı.
Bu cümleleri ifade etmek için erken konuşmuyorum. Bakınız; Halep'te icra edilen operasyon bir pilot uygulamaydı. Pek çok açıdan değerlendirilebilir. Gerektiğinde gücü ustalıkla ve başarıyla kullanabilen, sivilleri koruyan, sivilleri önceleyen ama teröristlerin de sivilleri kullanmasına fırsat vermeyen, son sözü devletin söylediği bir ortam gördük Halep'te. İşte devlet olmak, devlet adamlığı profili sergilemek böyle bir şeydir.
Bu bağlamda Şara, ülkesi için gelecek vadediyor.
Şara'nın bir diğer özelliği ise Barzani'ye yakın Erbil merkezli Şems TV'ye verdiği röportajda ortaya çıktı. Röportajı Erbil yayınlamadı ama Suriye devlet TV'si röportajı kamuoyuyla paylaşarak devlet imajını korumayı başardı.

Bu röportajda Şara'nın tüm kimliklere eşit mesafede kalacağına ve tüm kimliklere haklarını teslim edeceğine dair söylemsel olarak da güçlü bir mesaj verdiğini gördük.
Şara, Kürtlerin değil terörün karşısında olduğunu net bir şekilde ifade etti. Ve PKK'nın propagandasından daha çok Kürtleri sahiplendiğini ispatladı. Şara bu röportajıyla Kürtlere güven verdi.
Şara, "Mazlum Abdi'ye dedim ki: Mazlum kardeşim. Eğer Kürt bileşeninin hakları için savaşıyorsanız, tek bir damla kan dökmenize gerek yok. Çünkü Kürt bileşeninin hakları anayasa tarafından güvence altına alınmıştır. Bu haklar herhangi bir Cumhurbaşkanından gelen bir lütuf veya bağış değildir; aksine devletin yerine getirmesi gereken bir görevdir. Ben Suriye'deki tüm Kürt haklarına inanıyorum ve bu haklar anayasal güvence altında olmalıdır. SDG'nin Kandil bağlantısı çözümün önündeki en büyük engeldir. Kürtlerin korunması, yeni duruma entegre olmakla olur. Suriye devleti Kürtler için büyük bir sermayedir. Eğer Suriye devleti onlara kapıları kapatıp 'biz Suriye'de Kürtleri istemiyoruz' deseydi o zaman başka seçenekleri arama hakları olurdu. Çoğunluğu Kürt olan yerleşim yerlerinin ortasında tüneller ve hendekler kazmakla mı güvenlik sağlanacak?" ifadelerini kullandı.
Şara'nın bu sözleri entegrasyona hala bir şans veriyor.
Entegrasyon olmazsa, müdahale kaçınılmaz olacak.
SDG, Suriye konjonktürünün değiştiğini ve yalnız kaldıklarını artık anlamalı.
Suriye devleti, terörün karşısında!
ABD, artık SDG'yi desteklemeyecek!
Ve Türkiye, pozisyonunu koruyarak ve kararlı biçimde süreci dikkatle takip etmekte!
Bu şartlarda SDG, PKK ve YPG'ye şans ve hayat hakkı yoktur.
Kürtler, tıpkı Türkiye'de olduğu gibi Suriye'de de baş tacıdır. Diğer tüm kimliklerle eşittir. Artık uzlaşma ve bütünleşme zamanıdır.
DEYR HAFİR'DE SİVİL HALK UYARILDI
Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiyye mahalleleri terörden temizlendikten sonra şimdi de merkeze 60 km. uzunluktaki Deyr Hafir gündemde.

Terör örgütü YPG/SDG, işgal altında tuttuğu Halep'in doğusundaki Deyr Hafir bölgesinde yaşayan Suriyeli sivillerin bölgeden ayrılmasına engel oluyordu.
Gelinen aşamada, Suriye ordusu, Deyr Hafir hattına yoğun askeri sevkiyat yaptı ve hedef alınacak terör unsurlarının koordinatlarını duyurdu. Ordu, Halep'in doğusuna düzenleyeceği operasyon öncesi sivilleri bu hedeflerden uzak durmaya çağırdı.
Gelişmeleri hep birlikte takip edeceğiz.