Tüm Yazarlar
Oytun Orhan Yazıları
Zeytin Dalı Harekâtı sonrası Afrin
Oytun Orhan
Zeytin Dalı sonrasında bütün dünyanın dikkatinin Türkiye’nin Afrin’de nasıl yol takip edeceğine, yerel halk ile nasıl bir ilişki kuracağına odaklanacağı kesin. Dış kamuoyunun algılarını değiştirmekten daha önemlisi Türkiye’nin Afrin’de Kürtler ile kuracağı sağlıklı ilişkinin hem içeride hem de sınırlarında istikrar, güvenlik ve refah anlamına gelecek olması.
Afrin operasyonu YPG/PKK için sonun başlangıcı
Oytun Orhan
Hangi senaryo üzerinden ilerlerse ilerlesin Afrin’de YPG/PKK varlığının sona ermesi zaman meselesidir. Afrin operasyonu YPG/PKK artık genişleme/yayılma aşamasından savunma aşamasına geçmiş ve ilk kez alan kaybetmeye başlamıştır. Münbiç ve Fırat’ın doğusunda kontrol ettiği alanlarda demografik yapı PKK/YPG aleyhine. Örgütün buralarda meşruiyet zemini çok zayıf. Zor kullanarak ve çıkar ağı oluşturarak ayakta duran yapı kendi içinde kırılgan ve olası bir zayıflık durumunda kolayca içerden parçalanmaya müsait.
Türkiye referanduma neden karşı?
Oytun Orhan
Türkiye son yıllarda Irak merkezi hükümeti ile yaşanan krizlerde bile “önce Bağdat” ilkesine sadık kalmaya çalıştı. Türkiye’nin IKBY ile sürdüğü ilişkiden her iki tarafın ekonomik çıkar sağladığı açık. Ancak bu kazancın IKBY açısından “hayati” Türkiye açısından ise “göz ardı edilebilir” olduğu da açık.
Suriye’de Türkiye’yi bekleyen tehditler ve fırsatlar
Oytun Orhan
Dış güçlerin İdlib’e müdahalesinin Türkiye açısından yaşamsal tehditler yaratacağı ortada. İdlib HTŞ’nin kontrolüne geçtiği oranda ılımlı-muhalif ayrımı önemini kaybedecek ve toplu bir imha söz konusu olacak. İdlib’te yaşayan 2,5 milyon sivilin doğal göç hattı Türkiye olacak. Bunların arasına İdlib’ten çıkmak durumunda kalan radikal savaşçıların da karışması riski söz konusu.
Fırat Kalkanı’nda El-Bab ve sonrası
Oytun Orhan
Erdoğan’ın da ifade ettiği üzere Fırat Kalkanı’nın daha güneye inmesi söz konusu değil. El-Bab’ın ÖSO’ya geçmesi ile beraber Fırat Kalkanı’nın DEAŞ ile sınırdaşlığı sona erecek ve yeni hedef YPG olacaktır. YPG ile mücadele açısından ilk aşamada iki bölge öne çıkıyor. Birincisi Münbiç ve diğeri Afrin. Türkiye Münbiç’te ABD, Afrin’de de Rusya ile koordineli bir şekilde süreci götürmek durumunda kalabilir.
Suriye denkleminde kritik nokta: El-Bab
Oytun Orhan
ABD’de Başkanlık seçimini Trump’ın kazanması Suriye’de etkilerini şimdiden göstermeye başladı. Rusya ve Suriye ordusunun son hafta içinde Halep’te muhaliflere yönelik yoğun hava saldırılarına girişmesini diğer birçok nedenin yanı sıra ABD’de Başkanlık seçimi sonuçlarından bağımsız düşünmek mümkün değil. Zira genel beklenti Trump’ın iktidara gelmesi ile beraber ABD’nin Suriye politikasında Rusya lehine değişimler yaşanacağı ve bu ülke ile Suriye’de daha fazla işbirliği imkanı doğacağı şeklinde.
ABD-Rusya-Türkiye üçgeninde Halep ve Musul
Oytun Orhan
Halep şehrinin kontrolünün kimde olacağı Suriye iç savaşının başından bu yana savaşan tüm taraflar açısından kritik önem arz etti. Halep, ayaklanmanın ilk dönemlerinde nispeten sakindi. İlk olaylar Halep kırsalda başladı ve sonrasında merkeze yayıldı. O tarihten bu yana ne muhalifler Halep’i tamamen kontrol edebildi ne de rejim muhalifleri şehirden çıkarmayı başardı.
Suriye’de kartlar yeniden dağıtılıyor
Oytun Orhan
Türkiye’de yeni hükümet ile beraber dış politikada değişim sinyalleri verilmişti. “Düşmanları azaltıp dostların sayısını artırmak” şeklinde özetlenen açılımın ilk meyvelerinden biri Rusya ile yaşanan krizin aşılması oldu. Türkiye-Rusya yakınlaşmasında birçok faktör rol oynamakla beraber Suriye’de işbirliği her iki taraf için en önemli motivasyonlardan biriydi. İki ülke yetkilileri arasında gerçekleşen görüşmelerden sonra yapılan açıklamalarda da “Suriye’de teröre karşı işbirliği” vurgusu öne çıkmıştı. Bu süreç uçak krizi sonrasında Türkiye’nin Kuzey Suriye’de zayıflayan konumunun Rusya ile koordineli şekilde yeniden güçleneceği beklentisini doğurmuştu.
ABD dünyayı B planına mı hazırlıyor?
Oytun Orhan
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ateşkes başarılı olmazsa Suriye’de B planının ülkenin bölünmesi olabileceğini söyledi. Bu açıklamanın iki anlamı olabilir. ABD ya kötü senaryoyu gösterip tarafları barışa zorlamaya çalışıyor ya da kendini ve dünyayı B planına hazırlıyor.