Özgür Özel, partisinin köşeye sıkışmasından dolayı bir panik hali yaşıyor. Şaşkınlık içinde siyasî aklı boğan, mantık dışı hamleler yapıyor, bir liderde olmaması gereken çapsızlık belirtileri veriyor.
İBB'de asrın yolsuzluğu, Uşak'taki rezalet, sonra Bursa'daki dağ gibi yolsuzluk, villalara çökme iddiaları, Giresun'da masum bir kız evladının şaibeli bir trafik kazası ile hayattan koparılması ve daha niceleri; CHP yönetiminin aklını başından aldı.
Özel ve ekibi tam bir panik halinde.
O panikle Özgür Özel çareyi dikkatleri başka tarafa çekme, ağırlaşan havayı güya dağıtma ve parti içi dağınıklığı örtme telaşı ile yeni bir atraksiyon yaptı; erken seçim...
Akıntıya karşı kürek çekmek mi dersiniz, havanda su dövmek mi dersiniz; temeli yok, ortamı yok, imkânı yok.
Neymiş; 8 milletvekilli boş, 22 milletvekili daha istifa ederse Anayasa gereği erken seçim kaçınılmaz oluyor...
22 CHP milletvekilinin istifa imzası yeterli değil, bu istifaların Meclis Genel Kurulunda onaylanması gerekiyor.
Bunun için de Genel Kurul'a katılan Milletvekillerinin salt çoğunluğu aranıyor.
AK Parti ve MHP bu istifaları onaylamaz. Çünkü hem AK Parti, hem MHP erken seçim istemiyor.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik; "Bir dünyanın içinde bulunduğu tabloya bakın. Bir de bütün bunun içerisinde CHP'nin oluşturmaya çalıştığı gündeme bakın. Gerçekten Türkiye'deki ve dünyadaki gerçeklerden kopuk bir CHP yönetimi var." diyor.
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, "Terörsüz Türkiye meselesi bizim birinci gündemimiz. Bizim önceliğimiz bu şimdi, seçim falan değil" diyor.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da; partilerinin önceliğinin demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü olduğunu belirterek, "Seçim tartışmaları bizim Merkez Yürütme Kurulumuzun gündeminde değil" diyor.
Halen Meclis'te AK Parti'nin 275, MHP'nin 46, CHP'nin 138, DEM Parti'nin 56 milletvekili var.
Muhalefet birlikte hareket etse bile o istifalar kabul edilmez.
Özgür Özel tiyatrosunun perdesi Meclis'te kapanır...
Bu gerçeği Özgür Özel de biliyor elbet.
Ama çaresiz.
Cambaza bak oyunu oynuyor.
Eskiden panayır yerlerinde yankesicilerin/hırsızların insanları soymak için dikkat dağıtmak numarası vardı. Dikkatlerin cambaza odaklandığı sırada cepten cüzdanı çalıyorlardı.
Şimdi siyasette de dikkatleri başka tarafa çekip, gündemi saptırma numarasını İmamoğlu ile Özgür Özel yapıyor.
Türkiye'nin, bölgemizin, dünyanın gidişatı ve kaos ortamı ile hiç alakası olmayan suni gündemler icat ediyor, yalanlarla algı operasyonlarıyla bu sanal gündemleri köpürtüyorlar.
Etrafımız yangın yeri iken erken seçim teranesi tutturmak en başta sorumsuzluktur.
Bu sorumsuzluk ihanet değilse gaflettir ve 5. Kol faaliyeti gibi görülür.
Gün, erken seçim deyip Terörsüz Türkiye sürecini baltalama günü müdür?
Ama CHP'ye de oyunbozanlık, sorumsuzluk yakışır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çarşamba günkü AK Parti Grup Toplantısında çok güzel hatırlattı:
"Bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır. Türk siyasi tarihini açıp bakın, orada darbecilerle kol kola yürüyen CHP'yi görürsünüz, orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP ile karşılaşırsınız, orada 'üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği' yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP'yi bulursunuz. 3 Kasım 2002'den bu yana Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP'nin parmak izi vardır. Gezi olaylarında sokak darbesine yeltenenlerin sırtını CHP sıvazladı. 15 Temmuz ihanetine 'Kontrollü darbe' iftirası atarak darbecileri aklamaya çalışan da CHP'dir. Darbecilik, CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir..."
Ekrem İmamoğlu'nun hırslarına esir düşen Özgür Özel, panik atak geçiriyor. Yargı sürecinin belirsizliği, Uşak Belediye Başkanı'nı partiden ihraç edememe, mutlak butlan korkusu, parti içi karışıklık Özel'in aklını başından aldı.