Batıcı Gezi Ayaklanması'nın 13. yılı...
Ayaklanmanın yıldönümüne tevafuk eden bugünlerde ABD menşeli Newsweek dergisinde bir yazı yayımlandı. Yazıda imzası bulunan kişi oldukça tanıdık bir isim. CHP'ye başkan seçildiği kurultaydaki şaibeler sebebiyle başkanlığı düşen CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel.
Özgür Özel mezkûr yazıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı şikâyet ediyor. Kendilerine sahip çıkılmasını istiyor. "Yoksa" diyor "Türkiye çıkarlarınıza aykırı bir yola giriyor" diyerek de Batılı dostlarını ikâz ediyor!
İktidara muhalefet yapmak yerine yönetimlerindeki belediyelerde suç örgütleri kurup rüşvet, irtikap, yolsuzluk vb. rezaletleri işlediler. "Demokrasi yok" diye şikâyet ederlerken kurultaylarında delegeler üzerinden baskı kurdular, oylarını satın aldılar. Birbirlerini savcılığa ihbar ettiler. Hâliyle de savcılar ihbarları değerlendirip harekete geçince de Batılı dostlarına seslenip "İmdat, kurtarın" diyorlar!
Şekvacı oldukları isim, çeşitli darbe ve suikast teşebbüslerini atlatmış Recep Tayyip Erdoğan. Darbecilere teslim olmamış, halkın kendisine verdiği oya sahip çıkmış bir isim Başkan Erdoğan. Bir yandan darbecilerle uğraşırken diğer yandan yepyeni bir Türkiye'yi kuran Başkan Erdoğan.
Sadece Batıcı Gezi Ayaklanması'nın Türkiye'ye maliyeti 1,5 milyar dolar, dolaylı maliyeti ise 10 milyarlarca dolar.
15 Temmuz işgal teşebbüsünün maliyeti ise, en iyimser rakamla 350 milyar dolar.
13 yıl önce asiler, ayaklanmanın merkezi İstanbul Taksim'de Türk medyasının araçlarını yakarlarken ABD emperyalizminin sembollerinden CNN başta olmak üzere Batılı medya araçlarını korumaya alıp yayın yapmasına izin verdiler.
Emniyetin içindeki FETÖ'cü unsurlarının müsaadesiyle emperyalizmin kucağında devrimcilik oynayıp aynı zamanda "Devrimci şiddet"in her türlüsünü icra ettiler. Meşhur parolaları, "mesele ağaç değil, sen hâlâ anlamadın mı" idi!
Tabiî ki mesele ağaç değildi. Onların meselesi Başkan Erdoğan'dı. Dönemin hükümetinde yer alan birçok isim asilere zihnen çoktan teslim olmuşlardı. Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden tutup siyasete soktuğu, bakan yaptığı Ali Babacan yıllar sonra ne diyor: "Başbakan olan Erdoğan Gezi'de gözünü kararttı, durduramadık. İçeride ciddi mücadele verdik. Bakan olarak ne söylemişim kayıtlarda. Sadece ben değil bakanların neredeyse tamamı durduramadık. Erdoğan değişik bir psikolojiye girdi."
Tâbire bakar mısınız, "Başbakan olan Erdoğan Gezi'de gözünü kararttı, durduramadık. Erdoğan değişik bir psikolojiye girdi." Ne yapsaydı Erdoğan, asilerin eline tutuşturulan talep listesini kabul edip teslim mi olsaydı?
Ne yapsaydı Erdoğan? Asilerin işgal ettiği sokaklarda kurdukları 'devrim Mahkemeleri'nde yargılanmayı kabul edip kendisi için hazırlanan darağacındaki ipi boğazına kendi elleriyle mi geçirseydi? Tabureyi de kendi mi tekmeleseydi!
Evet, Başkan Erdoğan'ın gözü kara! İyi ki de kara. Yoksa çeşit çeşit darbecilerle nasıl mücadele edecekti? Erdoğan, geçmişteki liderler gibi darbecilere teslim olmayıp ardından olgunluk hikâyeleri yazmadığı için mi suçlu?
Özgür Özel ve avanesinin yardım bekledikleri temmuz ayında Ankara'ya gelecekler, NATO toplantısına. Bir de şanslarını orada denesinler. Belki bir muhatap bulabilirler, belki de 'devrim' için destek alırlar. Ha, CNN de muhakkak canlı yayın yapacaktır!..