İran meselesinde ne oyunlar dönüyor, kim kiminle iş tutuyor, bu işin sonu nereye gidiyor, soysuz İsrail ne yapmaya çalışıyor...
Bu sorular bugünlerde bütün dünyanın merakla cevaplarını beklediği sorular.
İnsanlık bu sorulara kilitlenmiş durumda.
İşin ilginç tarafı, işler karışık olduğu için bizi doğru cevaba götürecek olan analizlerde, olanların anlaşılmasında, yaşanan olayların yorumlanmasında da ciddi zorlukların yaşandığı bir dönem yaşanıyor.
Kafalar gerçekten çok karışık.
Bu karışıklık da yaşananlarla ilgili birçok farklı görüşün ortaya çıkmasına neden oldu.
Ben bugün, bana ayrılan bu köşede; tüm bu zorlukların aşılmasına yardımcı olmak ve işi doğru mecraya getirmek adına hikâyeyi en başından itibaren alabildiğine sadeleştirerek anlatmaya çalışacağım.
Hikâyenin aktörlerini biliyoruz. İsrail, Amerika ve İran...
Şimdi bu aktörleri mercek altına alalım ve olayları çözmeye çalışalım.
Amerika Cephesi...
Bundan yıllar önce söylediğimde bana deli gözüyle bakanlar, konu ağır geldiği için bana uzaylı muamelesi yapanlar bugün benimle aynı çizgiye geldiler ve iki Amerika olduğu gerçeğini artık kabul ettiler.
Evet, bugün kahır eksenin üzerinde anlaştığı konu Amerika'nın iki Amerika'dan oluştuğu.
Bu iki Amerika'nın biri; adına zaman zaman küreselciler, zaman zaman Siyonistler, zaman zaman emperyalistler denilen müesses nizam, diğeri ise varlığını yeni yeni hissettiğimiz ulusalcı kanat.
Daha iyi anlaşılması için şöyle bir tanımlama yapalım.
Burada "müesses nizam" denilen yapı aslında Türk milletinin çok iyi bildiği "paralel yapı" ya da bir başka deyişle Amerika'nın FETÖ'sü...
Bu kısa sınıflandırmadan sonra meselenin daha anlaşılır olması için bu sınıflara ait birkaç örnek isim verelim.
Trump ve Witkoff...
Bu iki isim ulusalcı kanadın öne çıkan isimleri.
Rubio ve Graham...
Bu iki isim ise müesses nizamın öne çıkan isimleri.
Bunu bir kenara koyarak gelelim şimdi İran Cephesine...
İran Cephesi...
İran'da da tıpkı Amerika'da olduğu gibi iki yapı var.
Bu yapılardan biri, adına İran'ın FETÖ'sü ya da bir başka deyişle İran'ın paralel yapısı diyebileceğimiz bir yapıdır.
Bir diğeri ise İran'ın menfaatlerini düşünen milli ve ulusalcı yapıdır.
İran'ın paralel yapısı maalesef İran rejimini tamamen ele geçirmiş durumdadır ve bu yapı yaklaşık bir asırdır İsrail ile Amerika'nın paralel kanadıyla iş birliği içindedir.
Şimdi meselenin zihinlerde şekillenmesi ve konunun daha iyi anlaşılması için İran içinden de bu yapılara ait güncel birkaç isimden örnek verelim.
Bu manada paralel yapıya verilecek en güncel isimler Mücteba Hamaney ve Laricani'dir.
Ulusal yapıya verilecek en güncel isimler ise Pezeşkiyan ve Arakçi'dir.
Son olarak gelelim İsrail Cephesi'ne...
İsrail Cephesi...
İsrail bu konuda diğer iki ülkeden ayrışıyor ve kendi içinde bölünme yaşamayan tek parça bir örgüt görüntüsü veriyor.
Yani İsrail içinde herhangi bir bölünme ve ayrışma yok.
Tüm bu anlatımlardan sonra geldiğimiz nokta şu...
Elimizde iki Amerika, iki İran ve bir İsrail var...
Akıl Zamanı...
Şimdi bu gerçekler ışığında sahayı önyargılardan arınmış bir halde akılla okumaya çalışalım.
Sahada yaşananlara baktığınızda esasen İran paralel yapısının, Amerika'nın paralel yapısı ve İsrail ile şeytan üçgeni oluşturduğunu görüyorsunuz.
İran paraleli bu iki yapıyla yaklaşık yüzyıldır kirli bir iş birliği içinde.
Dövüşüyormuş gibi yapıyorlar aslında dövüşmüyorlar, birbirlerine düşmanmış gibi yapıyorlar aslında dostturlar.
Her şey ortak bir güdümle planlanıyor.
Doğru Kanat...
Bu şer yapının, bu şer üçgeninin karşısında duran cephe, ulusalcı İran ile ulusalcı Amerika'nın bulunduğu cephedir.
Bugün bu iki cephe arasında yaşanan savaş zirve yapmış durumdadır. Bahse konu güçler arasında şu an kıyasıya bir mücadele sürüyor.
Ulusalcı kanatlar İsrail Terör Örgütü'nün kurduğu tuzağı bozmak adına savaşın hemen sonlandırılarak ateşkesin sağlanmasını, masa diplomasisini istiyor.
Birlikte hareket eden İran'ın paralel yapısı, Amerika'nın paralel yapısı ve İsrail ise savaşı yıllarca sürdürmenin, savaşı alabildiğine yaymanın, her yeri kana bulamanın hesabını yapıyor.
Şu an sahadaki durum bu.
Gerçekler...
Yapılan açıklamalara, gündem oluşturan sözlere baktığınızda zaten bu tabloyu net olarak görebilirsiniz.
Pezeşkiyan ve Arakçi sürekli uzlaşıdan yana tavır alırlar, ateşkesin hemen olması için gayret gösterirler. Hamaney ve Laricani ise savaş naraları atarlar.
Trump savaşı devam ettirecek bir neden kalmadığını söyler, Netenyahu ve onun güdümünde olan Rubio, Graham gibileri de savaş çığlıkları, naraları atarlar.
Bu tablo bile kimin nerede durduğunu, gerçekte neye hizmet ettiğini net gösteriyor.
Ama elbet görmeyi bilene...