Dünyanın 'düğüm noktaları' gündemi belirliyor.

Hem de hiç olmadığı kadar.
Saldırıdan bir gün önce kaleme aldığımız 'Tam gaz' başlıklı yazıda "Tam gaz gidiyor dünya bir kriz senaryosuna doğru" demiştik.
Amerika Birleşik Devletleri I. ve II. Körfez Savaşı'ndan bile fazla bir yığınağı 17 Şubat 2026 itibarıyla Orta Doğu'ya gönderirken Bloomberg, Kpler'in verilerine dayanarak İran'ın da Harg Adası'ndaki petrolü süreçten tam bir hafta önce yani 15-20 Şubat 2026 tarihleri arasında 'olağandışı' bir hareketlilikle Basra Körfezi'nden Hürmüz Boğazı'ndan geçerek Singapur Körfezi'ne taşıdığı haberine referansla.
O günden bugüne Hürmüz ha kapandı ha kapanacak; petrol yüklü tankerler Hürmüz'den ha geçti ha geçecek diye konuşuladursun, şiddet sarmalının 13. gününde yeni bir mevzu daha gündeme ekleniverdi ajandalara:

Hürmüz yetmedi, Bab-el Mendeb de kapanma riskine girdi.
El Cezire kaynaklı haberde İranlı üst düzey bir yetkilinin 'Yakında bir başka boğaz daha Hürmüz Boğazı'na benzeyebilir' ifadesi akla Bab-el Mendeb'i dolayısıyla da Yemen'deki Husiler'in sürece dahil olması ihtimalini gündeme getirdi.
Durun daha işin ilginç kısmına henüz gelmedik.
Geçtiğimiz senelerde ortaya atılan bir iddiayı tekrar dile getirmenin tam zamanı:
Ben Gurion Kanalı.

Gazze üzerinden açılacak 'yapay kanal', tüm bu mevcut 'doğal kanal' alternatiflerini bir kenara koyuveriyor.
Tam da Orta Doğu'da 28 Şubat 2026 tarihinde tetiklenen krizin dönüp dolaşıp 'petrol' sevkiyatına ve güzergahına çevrildiği anda.
Velhasıl her şey 'aslına rücu ediyor', planlar birer birer deşifre oluyor.
İnsan sormadan edemiyor.
Acaba sırada deşifre olacak hangi plan bekliyor?
