ABD Başkanı Donald Trump selefleri gibi haydutluklarını kitaba uydurmaya çalışmıyor. "Güçlüyüm, istediğimi" alırım diyor.
Yazı için bilgisayar başına oturduğumda "Son dakika" olarak haber sayfaları Trump'ın, "Grönland'a kesinlikle ihtiyacımız var. Grönland, Rus ve Çin gemileriyle çevrili" açıklamasını paylaşıyorlardı.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu evinden alınıp tutsak edilmesine ses çıkarılmazsa Trump Grönland'a da çöker Kanada'ya da çöker Kolombiya'ya da...
ABD'nin son haydutluğu aslında ABD'nin gücünün bir tezahürü değil. Sıkışmasının, zayıflamasının bir tezahürü. Trump, Maduro'yu esir almasının ardından yaptığı açıklamada, "Bunu Afganistan'la karşılaştırın. Dünyanın her yerinde alay konusu olmuştuk. Artık alay konusu değiliz." sözleri Trump'ın ve kadrosunun gidişatı okuyamadığını gösteriyor. Haliyle de hata üstüne hata yapıyorlar.
Trump, Venezuela liderini evinden alarak alay konusu olmaktan çıktıklarını düşünüyor ama durum hiç de öyle değil. ABD dünyada alay konusu olmaktan öte bir nefret kutbu. Terör devleti İsrail'e verdiği destekle dünyada en çok nefret edilen iki ülkeden biri. Birincisi mâlûm!
Maduro'nun tutsak edilmesinin ardından dünya çapında yapılan paylaşımlara bakıldığında ABD hem alay konusu olmaya devam ediyor hem de nefret kutbunun zirvesinde birinciliği kimseye bırakmıyor; İsrail'e bile!
Dünyanın her yerinde ABD'ye nefretini göstermek isteyen insanlar sosyal medya hesaplarından Taliban'ı paylaşıyorlar. ABD emperyalizmine karşı Müslüman savaşçılarının videolarını birbirlerine gönderiyorlar. "Bizler de bu Müslümanlar gibi savaşabiliriz" diyorlar.
Sıkışmışlığın verdiği panikle saldıran Trump bir hayra da vesile oluyor: Dünyada emperyalizme karşı mücadelenin bayrağı Müslümanların elinde olduğunu dünyaya hatırlatırken diğer yandan da insanların İslâm'a teveccühünü artırıyor.
Trump'un benim yazıyı okuyacak hali yok ama Türkiye'deki haber elemanları kendisine bilgi notu gönderebilirler: "Sayın Başkan, hâlâ alay konusuyuz! Üstelik düşmanlarımız daha da artıyor!"
Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun tutsak edilmesi üzerinden uluslararası hukuk muhabbetine girmeyeceğim. Ne zaman vardı ki şimdi uluslararası hukuktan bahsedelim. Lâkin ABD haydutluğu her zaman vardı. 'Uluslararası hukuk' gibi afili laflar ancak güçsüzlerin aleyhine kullanılagelmiştir. Irak'ta, Afganistan'da, Guantanamo'da 'Uluslararası hukuk'u göremedik, gören varsa söylesin!
Trump liderliğindeki ABD'nin haydutluğu devam edecektir. Buna mecburlar, mahkumlar. Ülkelerini bu şekilde kurtaracaklarını düşünüyorlar ama yanılıyorlar. Ömrü olan neler görecek neler...