Okullarımızda meydana gelen elim iki hâdise sonrası Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yine birilerinin hedefinde, istifası isteniyor.
Bakan Tekin, toplumdaki ahlâki düşüklüğün ve bunun çocuklara nasıl tesir ettiğinin farkında bir isim. Çocukları korumaya çalışıyor. Son dönemde eğitim alanında yaptığı hamleler de bu gayeye mâtuf hamleler.
Bu sene ilk defa uygulanan "Maarifin Kalbinde Ramazan" projesiyle okullarda oluşan mânevî hava tüm topluma yayılmıştı. İyiyi, güzeli, doğruyu yaymak adına ne güzel faaliyetlerdi.
Evet; iyiyi, güzeli ve doğruyu yaymak. Ne iş yaparsak yapalım ana hedef bu olmalı.
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in hedefe oturtulması, Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı olduğu döneme dayanıyor. Tekin, Türkiye'de izinsiz olarak faaliyet gösteren 2 Fransız okulunu Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlamaya çalışınca olanlar oldu.
1942 Fransızlar Türkiye'de Charles de Gaulle (Ankara'da) ve Pierre Loti (İstanbul'da) adıyla iki okul kuruyorlar. Bakan Tekin mezkûr okulları şöyle tarif ediyor: "Fransa Büyükelçiliği aracılığı ile Fransa Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir okullardır. Türkiye'de eğitim-öğretim yapan diğer Fransız liselerinden farklı olarak T.C Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak faaliyet göstermemektedirler."
Mevzu Kur'an kursları olunca "Tevhid-i Tedrisat Kanunu var" diye tepinenler Bakan Tekin'e karşı direkt Fransa'ya bağlı okulların yanında saf tuttular.
Mâlûm güruhun "Maarifin Kalbinde Ramazan" projesine karşı da nerede saf tuttuğu aşikâr!
Kendi inandıkları dünya düzeni iflas ediyor ama bunun da vebalini biz Müslümanlara atmak istiyorlar.
"Medeniyet, demokrasi, özgürlük, teknoloji, çağdaşlık" gibi süslü sözlerle kurdukları dünya düzeninin geldiği nokta insanlıktan çıkış oldu. İnsanlığımızı arar hale getirdiler.
İşte bu noktada Yusuf Tekin gibi isimler hedefe konuluyor. Bakan Tekin planlayıcısı ve yürütücüsü olduğu "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" ile çocuklarımızı onları dünyasından kurtarmaya çalıştığı için hedefte.