Tüm Yazarlar
Koray Şerbetçi Yazıları
İman ve hamle
Koray Şerbetçi
Sultan II. Abdülhamid Han, devrinin zorluklarını da eldeki imkanlarını da iyi okuyan büyük bir devlet adamıydı. Şiddetli dış darbelere karşı milletinin ve memleketinin varlığını sürdürebilmesi için elden gelen ne varsa onu yapmaya çalıştı. Daha da önemlisi bunları bir şuur ve inançla yaptı. Onun emperyalizme karşı mücadelesinin ruhunu özetlersek iki kelime çıkabilir ağzımızdan: İman ve hamle! 
Selahaddin Eyyubî’nin mücadelesi bugüne ne söyler? 
Koray Şerbetçi
En bilindik tarihsel okuma, Selahaddin Eyyubî’nin düşmanı Haçlılarla mücadelesi ve bu uğurda çektiği zahmetlerdir. Ama madalyonun bir de diğer yüzü mevcut. Yani ömrünü adadığı Haçlılarla mücadelesinde kendi medeniyet ikliminden olanların onu nasıl yalnız bıraktığı meselesi… 
Bir proje olarak Yunanistan
Koray Şerbetçi
Pan-Helenizm; Helen şovenizmi, emperyalizm ve Ortodoks tutuculuğuyla harmanlanmış garip bir politik akımdır. Dahası 19. asırdan bu yana Türk varlığı için ciddi bir tehdit oluşturmuştur. Ama Pan-Helenizmin tehdit edici gücü, kendi varlığından ve dinamiklerinden kaynaklanmamakta, emperyalist Batı tarafından kullanılmaya elverişli olmasından ileri gelmektedir.
Yeni Kartaca neresi?
Koray Şerbetçi
ABD, I. Körfez Savaşı’ndan bu yana sözde demokrasi getirmek adına kendisine İslam ülkelerini hedef seçmiş durumda. 1991’de başlayan ve 2001’den sonra şiddetlenen bu saldırılar adeta bir yıkım planının pratiğe dökülmüş hali. Şimdi televizyonlarımızın başında sessizce izlediğimiz İslam ülkelerinin yıkımı 2 bin 200 yıl öncesinde geçen ve Pön Savaşları olarak bilinen süreci hatırlatıyor. 
Paris yanıyor mu?
Koray Şerbetçi
Paris’teki sokak eylemleri son günlerin en önemli dış gündemi. Televizyonlardan izlediğimiz kadarıyla kendisine ‘Sarı Yelekliler’ adını veren grupların şiddet eylemleriyle Paris bir yangın yerine döndü. Bu manzara ister istemez tarihe geçmiş sözlerden birini hatırlattı. II. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Alman orduları savaştaki üstünlüğünü kaybetmişti. Normandiya çıkarmasının ardından da müttefik güçler adım adım Avrupa’da ilerlemeye başlamıştı. Bu hengamede 1944 Ağustos’unda müttefik güçler Fransa’da sahayı kontrol eder hale gelmişti. Adım adım Paris’e yaklaşıyorlardı. Daha önce Seine Nehri başkentinin tamamen yıkılması emrini vermiş olan Hitler, Berlin’den Paris’teki işgal komutanı Von Choltitz’e durmadan telefon açıp: “Paris yanıyor mu, Paris yanıyor mu?” diye sormuştu.
‘Kaç kurtar kendini’ psikolojisi ve Tevfik Fikret
Koray Şerbetçi
Tevfik Fikret, bugün dahi radikal Batıcı kesimin söylemlerini bir asır öncesinden üreten bir şair oldu. O, bir aydınlanma çınarı değil, Aşiyan’daki evinden çıkmayan, içinde yaşadığı toplumun gerçeklerine asla nüfuz edemeyen marazî bir düşüncenin sembolüydü. Gerçeklikten kopuk karamsarlığının tüm öfkesini de dine yöneltmişti. 
Yankee’ler dünyadan ne ister?
Koray Şerbetçi
Bugün ABD’nin siyasette ne yaptığını, nereye varmaya çalıştığını anlamak için aslında Amerika tarihine göz gezdirmek yeterlidir. Çünkü 17. yüzyılda Kızılderililerle ilk kez karşılaştıklarında da bu kodlarla hareket ettiler. Amerikan tarzı siyasetin en önemli silahı, para ile elde etmekti.
Reşit Galip'in Türk’ü, doğrusu…
Koray Şerbetçi
Reşit Galip’in Türk’ü, Maarif Vekâleti komisyonunca türetilen kelimeleri kullanan, Alpin ırkından, kafatası brakisefal, ecdadı olarak Hitit ve Sümerlileri bilen, Parisli gibi yaşayan yapay ve muhayyel bir Türk’tü.
Osmanlı’nın ekonomik cengi
Koray Şerbetçi
Osmanlı ekonomik dünyası adeta kendi yağı ile kavrulan bir ekonomi iken Galata Bankerleri ve onların baş müşterisi Batıcı bürokratların zorlamasıyla dünya pazarına açıldı. 1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması İngilizleri bile şaşırtacak kadar taviz içeriyordu. Böylece Osmanlı toplumu bir tüketim toplumuna dönüşmeye başladı.
İngiliz işgali ve 15 Temmuz
Koray Şerbetçi
2016’daki kalkışmada 1807’deki İngiliz işgalciden farkı olmayan FETÖ mensupları, aslında iradesine sahip çıkan ahalideki ruhun da aynı olduğunu hesap edememişti…
Türklerin hiç devletsiz kalmaması boşuna değildir
Koray Şerbetçi
Türk milletinin zihinsel alt yapısının oluştuğu Orta Asya bozkırlarında siyaset modeli; tek ve güçlü bir hükümdar etrafında kümelenen konar göçer kabilelerin, sosyal birlik ve uyuma ulaşma çabalarıdır. İşte bu zihinsel tutum, Türk toplulukları bilhassa güçlü bir lider figürü etrafında birleştiren bir politik davranış geliştirmeye yöneltmiştir.
Firzovik olayı ve öteki propagandalar
Koray Şerbetçi
Meşrutiyetten habersiz Arnavutlar’ın, Avusturyalılar ile olan hesabı, İttihatçılar tarafından sanki meşrutiyet için ayaklanmış gibi gösterilir. Büyük algı operasyonunu İsmail Hami Danişmend’den okuyalım: “İttihat Terakki’nin ihtilâli birkaç sûikast ile çete nümayişinden ve Firzovik’de toplanan birkaç bin Arnavut’un palavrasından ibaret bir kuru gürültüdür.”
Filistin elbette bizim meselemiz
Koray Şerbetçi
İsrail’in sivil halka yönelik soykırım politikasına yine en net tepkiyi ortaya koyan ve en üst perdeden konuşan ülke Türkiye. Türkiye’nin bu tavrı tarihi temellere oturan bir hamle. Jön Türkleri örgütleyip Sultan Abdülhamid’i deviren, İngiltere’ye Yahudi yurdu için Balfour Deklerasyonu’nu ilan ettiren, İttihatçıların acemiliğini kullanıp Osmanlı’yı I. Dünya Savaşı’na çeken, İngiliz ordusu bünyesinde Osmanlı’ya karşı bir Siyonist ordu kurdurup savaştıran hep aynı yapıydı.
TBMM’nin bir türlü anlatılmayan kimliği
Koray Şerbetçi
Daha sonraki dönemde ideolojik kurgularla farklı bir açıdan izah edilse de TBMM ne saltanat rejimine karşı bir ihtilalin eseridir ne de Batılı aydınlanma fikrinin siyaseten ete kemiğe bürünmüş halidir. Bunun en büyük kanıtı TBMM açıldığında kürsü arkasındaki levhada Voltaire ya da Montesquieu’dan bir sözün değil “Ve emruhum şûrâ beynehum” ayetinin yazmasıdır.
Yankee'ler ve Osmanlı
Koray Şerbetçi
ABD tarihi geleneği itibariyle çizgisini hiç bozmadan Anadolu ve Ortadoğu üzerindeki siyasetini sürdürüyor. Yani hep aynı proje. Bağımsız ve güçlü bir İsrail Devleti ve onun etrafında sosyolojik temeli olmayan yapay-mikro devletçikler. Ama bu planı yaparken her defasında da aynı yerde tökezliyor, yani bölgedeki Türkleri hesaba katmıyor.
Zebunkûş Avrupalı bir hak tanır ki kuvvettir
Koray Şerbetçi
Aslında sadece bu mısra bile Batı uygarlığının özetidir denilebilir. Bu mısrada geçen Zebunkûş kelimesi; düşene vuran, güçsüzü ezen anlamına gelir ki adeta Batı zihniyetinin tomografisi gibidir. Batı aklı Antik Yunan ve Roma’dan beri kuvvetin asaletine inanır ve onu arar. Tersinden düşünürsek Batı için güçsüz olanın da hayat hakkı yoktur. Çanakkale Savaşı için de sorulması gereken asıl soru; Çanakkale’de kimlerin değil hangi zihniyetlerin savaştığı olmalıdır.
İngiliz emperyalizminin kâbusu: Halifelik
Koray Şerbetçi
Evet, Şerif Hüseyin, Halife’yi dinlemedi hatta Halife’ye karşı İngilizler ile işbirliği yaptı. Ama Libya’nın, Hint’in, Somali’nin, Sudan’ın, Afganistan’ın Müslüman ahalisi Halife’ye kulak verdi. Şii-Zeydî Yemen Lideri İmam Yahya ve Türk dostu olarak bilinen İbn-i Reşid gibi bölgenin güçlü yerel liderlerinin Halifelik Makamı’nın çağrısına katılması da kuşkusuz bu makamı işlevsiz gösteren Şerif Hüseyin ihaneti genellemesini boşa çıkaracak tarihî hakikatlerdir.
(A) Suriye
Koray Şerbetçi
Haçlı savaşlarında krallarının bırakıp kaçtığı Haçlı askerleri aç ve perişan halde kılıçtan geçirilmeyi beklerken Selçuklu Türkleri mağlup düşmanlarının yaralarını sarmış ve karınlarını doyurmuştu. Olayı aktaran Haçlı kroniği hayretle bu iyiliği gören Haçlı askerlerinin pek çoğunun Müslüman olduğunu aktarır ve “Ah merhamet sen ne zalimsin!” itirafında bulunur. Yakalanan PYD’li teröristin “Beni Türk askerlerine verin” yalvarışının temelinde Selçuklu’dan gelen bu tutumun olduğunu kim inkar edebilir?
Hazır ol cenge istersen sulh u salah!
Koray Şerbetçi
Türk askeri Suriye dahil olmak üzere Orta Doğu coğrafyasından Batılı emperyalistlerin ve bölgeden devşirdikleri işbirlikçilerin saldırılarıyla tam yüzyıl önce yani 1918’de çekilmişti. Çekildiğinden beri de bu beldeler huzur yüzü göremedi. Tarihin garip cilvesine bakın ki yüzyıl sonra Türk ordusu yine istikrarın kurucusu olarak bölgede boy gösterdi.
Muhalefetten ihanete giden yolun tarihçesi
Koray Şerbetçi
Birinci Meclis’i üstün kılan özellik, bünyesinde farklı siyasi görüşler olmasına rağmen ülkeyi tehdit eden dış düşmana karşı bu ayrılıkları bir yana bırakarak bütünleşebilmiş olmasıdır. Ama tarihimizde bunun aksi tutumları görmek de mümkündür. Bu tutumun en belirgin olanı Sultan II. Abdülhamid döneminde yaşanmıştır.
Ya Resulullah! Biz seni bırakmayız!
Koray Şerbetçi
Fahrettin Paşa, I. Dünya Savaşı’ndaki ateş çemberi içinde kültür tarihimizin en mühim operasyonlarından birini gerçekleştirdi ve isyan sırasında yağmalanma tehlikesine karşı Medine’de bulunan maddi ve manevi değeri çok yüksek 97 parça eseri, özel bir koruma timi ile 27 Mayıs 1917’de İstanbul’a ulaştırdı. Medine’ye mukaddes emanetleri almak için gelen trenin lokomotifinin önünde “Esselamüaleyke ya Resulullah” yazılıydı.
Kudüs bir aynadır; her medeniyet onda kendini seyreder
Koray Şerbetçi
“Aslında Kudüs kimin?” sorusunun cevabı koskoca tarihe dönüp baktığınızda kendiliğinden ortaya çıkıyor. Kudüs, ismine Yeruşalim diyenlerin değil, ‘Yeruşalim’ ifadesinin anlamı olan ‘barış beldesi’ni tesis edenlerin, Arapça ‘kuds’ kelimesindeki bereketi topraklarına getirenlerindir.