İkram Bağcı

ibagci@stargazete.com

Rektörlük seçimlerinde paralel yapının oyunu

04 Şubat 2016 Perşembe

Paralel yapının üniversitelerde rektörlük seçimlerinde belirlediği yeni yol; YÖK’ten geçip Cumhurbaşkanı’nın atayabileceği ilk iki rektör adayından her ikisini de aynı anda desteklemek. Örneğin; bir üniversitede bulunan ortalama yüz kadar paralel akademisyenin elli tanesi bir rektör adayını, ikinci elli tane paralel akademisyen ise ikinci rektör adayını destekleyip oy verecekler. Bunlardan hangisi atanırsa atansın yüz adet paralel akademisyene kimse dokunamayacak. Rektör olarak atanan profesör paralel akademisyenleri koruma altına alacak.

Şimdilerde ise görünürde rektörlerin çok büyük bir kısmı paralelci değil. Özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasıyla rektör adayı olmayı ikinci plana itip; rektör yardımcılığı, dekan gibi görevlerde yoğun bir şekilde bulunmayı amaçlıyorlar. Burada en önemli noktalardan birisi: Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rektör atamalarını çok dikkatli bir şekilde takip ettiğinden dolayı çekirdekten yetişme paralelci olan akademisyenler kendilerini milliyetçi, muhafazakâr vb. gösterip son yıllar içerisinde yoğun bir şekilde rektör adayı olarak sahneye çıkacaklar.

Paralel akademisyenler açısından ölçü ise muhtemel atanan rektör adaylarının oy oranlarına göre atanıp atanmadığını takip etmek. Bu nedenle kritik eşik Cumhurbaşkanı’nın her defasında oy sıralamasında ilk ikiye giren adayların ne kadarını atadığıdır. Bunun için Erdoğan ve AK Parti karşıtı rektörler, dekanlar ve profesörler bu alt yapı üzerinde çalışmaktalar. Bu ayrı bir yazı konusu olsa da buradan çıkan sonuç: Bazı rektör, dekan ve profesörlerin hükümet yanlısı görünüp Cumhurbaşkanına ve millete operasyon hazırlığı içinde olduklarıdır. Yani altı adet rektör adayının hepsinin de Erdoğan ve AK Parti karşıtı profesörlerden olacak şekilde oluşturmayı amaçlamaktadırlar. Örneğin; Erdoğan, AK Parti ve hükümet yanlısı muhtemel bütün profesörlere son derece insanlık dışı telefon, tehdit, mobbing ve sınırsız sayıda soruşturma ile baskı yapılmasıdır. YÖK ise bu konuda gereken adımları atmamaktadır. En sinsi planları ise hükümet ve cumhurbaşkanından yana olan akademisyenleri paralel olarak etiketleyip saf dışı bırakmayı sağlamak.

Mücadele adına yapılması gerekenler nelerdir?

Geleceğimizin gençlerle inşa edilebileceği ülkemizde, bilim yuvalarındaki paralel yapılanmalarla mücadele hukuk çerçevesince mecburidir. Şimdilerde ise akademide kendilerini gizleme yoluna gitmiş olan paralel yapıyla mücadelede ilerleme olmuyor desek yanlış olmaz.

Akademide paralel yapı ile mücadele ivedi olarak iki ana şekilde yapılabilir. Bunlardan birincisi; mevcut YÖK yasalarının, Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği üzere 657, bilimsel özerklik ve kamu tüzel kişiliğinin belli bir grup, belli bir siyasi oluşum ve bir etnik yapılanmanın önüne geçecek şekilde yeniden ve çok acilen düzenlemesiyle birazda olsa mümkündür. 

İkincisi çözümde ise görev, Cumhurbaşkanı, YÖK, rektörler, dekanlar ve akademisyenlere düşmektedir. Bizim demokrasi tarihimiz batıdan farklı olarak yukarıdan aşağıya doğru gerçekleştiğinden; akademide paralel yapılanmayla mücadele de Cumhurbaşkanlığı’ndan akademisyenlere doğru yukarıdan aşağıya bir yol izlenmelidir. Rektör seçimlerinde en çok oy alan adayların atanması mantığı mevcut yasalar çerçevesince paralel yapının etkin olduğu üniversitelerde doğru değildir. Rektörlük seçimlerinde üniversitelerden gelen rektör adaylarından üç tanesini Cumhurbaşkanı’na sunma hakkı YÖK’te olduğundan, YÖK paralel yapının etkin olduğu üniversitelerde Cumhurbaşkanlığı’na gidecek üç adayı paralel olmayan adaylardan seçmelidir. Paralel yapı ve işlevi dikkate alınmadan sırf alınan oya göre yapılacak bir sıralama da paralel yapının galip gelmemesi mümkün değildir.

En etkili çözüm ise rektörlüğe aday olan tüm profesörler seçimlere tabi olsa da YÖK’ün sıralamasına gerek kalmadan rektörlerin atanmasını adaylar içinden cumhurbaşkanının yapmasıdır.

Ayrıca paralel yapının üyesi olan dekanlarla mücadele etmek doğrudan YÖK’e düşmektedir. Dekan paralel yapıdansa kendisiyle mücadele edebilecek bir akademisyeni çok kolay etkisizleştirebilme yetkisine sahiptir. Bu nedenle bir akademisyenin tek başına mücadele edemeyeceği aşikâr.  Çünkü paralel yapının üyesi olan bir dekan YÖK yasasını uygulamaktan ziyade tamamen keyfi olarak fakülte yönetimi sergilemektedir. YÖK bir dekanın faaliyetlerini mercek altına alıp baktığında dekanın hangi yazıları sonuçlandırmış, hangi yazıları uygulamamış bunu belirleyebileceği gibi çoğu hukuk dışı paralel faaliyetleri açığa çıkarmakta zorlanmayacaktır.

Türk Yıldızları ve THY uçağı birlikte uçtu

Türk Yıldızları ve THY uçağı birlikte uçtu

Sosyal medyada günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Sosyal medyada günün en çok paylaşılan fotoğrafları

ABD’den Çin’e S-400 yaptırımı

ABD’den Çin’e S-400 yaptırımı

Kenan Sofuoğlu F-16'ya karşı yarıştı

Kenan Sofuoğlu F-16'ya karşı yarıştı